Hayatı küçüktü, dardı ama kendi elindeydi. İçli dışlı olunca insanlar hayatını elinden alıyorlardı. O zamandan beri uzak durmaya çalışıyordu insanlardan.
Cenazede kimse olmayacak diye düşündü. Babasının çok şansız bir adam olduğunu düşündü. Ama aşkı bulmuş bir adamdı diye düşündü.
Bulmuş ama erken yitirmiş bir adamdı diye düşündü sonra, kendini yalanlarcasına. Hangisi daha şanslıydı karar veremedi. Aşkı hiç bulamamış, bulamadığı için ne yitirmiş olduğunu bilemeyen mi ?
Aşkı bulup doyamadan bitiren mi?
İçi sızladı babası için.
“Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Öyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında. İnsan bu ize bakıyor ama yaşandığından emin olamıyordu.”
“Kendisi de böyle bir hayat istememişti.
Ama hayat böyle bir şeydi, başına gelen, kuramadığın, yapamadığın. Kimseye nasıl bir hayat istersin diye sorulmuyordu.”