♡Bibliyoterapi♡

♡Bibliyoterapi♡
@kitappheryerde
la chica que ama los libros y las flores “Oysa benim ruhumda savaş var. Durmadan ölüyor içimdeki insanlar.”
Sosyolog
Kendi Ütopyasında
516 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
9/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 10:02
Selaaaaam Bugün 2025 yılının haziran ayında Buket Tetik bebeğim ile okuduğumuz Yaban Koyununun İzinde kitap yorumu ile geldim Haruki Murakami benim çok sevdiğim yazarlardan biri. Kafamı alıp bambaşka bir evrene sürüklemesini seviyorum; onu okumak her zaman çok keyifli. Son zamanlarda satırlarında gezinmenin özlemini çektiğim için, önce okuyup yorumlamadığım kitabını sizlerle paylaşayım istedim ki kitaplığımdan göz kırpan Zemberekkuşu'nun Güncesi kitabına gönül rahatlığıyla koşabileyim. Öncelikle kitabımız bir devam kitabıymış. Bir üçlemenin üçüncü kitabıymış hatta sonradan eklenen bir kitapla dörde bağlanmış. “Fare Üçlemesi” olarak geçiyor. Ama kitabın ne ön kapağında ne arka kapağında ne de içerisinde bunun bir seri olduğuna dair hiçbir bilgilendirme yok. Ben kitabı alırken de okurken de bunu hiç bilmiyordum. Okuduktan sonra tesadüfen öğrendim. Hatta serinin ilk kitabı sayılan Rüzgarın Şarkısını Dinle kitabını yıllar önce okumuşum meğer Bu karışıklığın sebebi ise kitapların Türkçeye seri sırasına göre çevrilmemesiymiş. Önce üçüncü kitabın çevrilip piyasaya sürülmesi, hatta serinin ikinci kitabı olan Pinball, 1973’ün ancak 2020’de yeni çeviriyle basılması biraz kafa karıştırıyor. Yayınevi neden böyle bir yol izledi bilmiyorum, belki kitapların ana konuları birbirinden farklı olduğu içindir… Neyse, okumak isteyenlere bilgi olsun diye sıralamayı bırakıyorum: 1. Rüzgarın Şarkısını Dinle 2. Pinball, 1973 3. Yaban Koyununun İzinde 4. Dans Dans Dans Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak; her seferinde beyin hücrelerimde farklı antenler çıkartan yazarım bu sefer koyun sürüsünün içine attı beni sağ olsun Murakami okuyorsan sıradan bir kitap beklememelisin. Adam bir anahtarı, bir odayı bile sayfalarca betimleyebiliyor. Ben bu tarzını çok seviyorum çünkü kafamda
Edebiyat & Roman
Yaban Koyununun İzindeHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20122,591 okunma
Reklam
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2022 13:27
Başkalarının Tanrısı – Mine SÖĞÜT . . . “Ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. Başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının isteği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz. Bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil.” . . . Mine Söğüt çok gerçekçi bir yazar. O yüzden onu çok seviyorum. Yazdıkları süslemeli değil, hayatın ta kendisi. İçinde yaşayıp inşa ettiğimiz dünyayı olduğu gibi alıyor, karakterlerini de o dünyanın tam içinden seçiyor. Evet, belki karakter tipleri görmek istemediğimiz, yok saydığımız, umursamadığımız kişiler ama maalesef yok sayarken bile çok gerçekler. Belki de en rahatsız edici kısmı bu. Çünkü kahramanları, sokakta yanından geçip gittiğimiz insanlar. Yok saydıklarımız. Görmemeyi seçtiklerimiz. Ama oradalar. Gerçekler. Başkalarının Tanrısı da tam olarak böyle; yanından geçip gittiğimiz hayatlar. Kitap karakterinin ismi bile bu tezatlığı gösteriyor aslında. Efsun. İsminde büyü var, ama hayatında hiç yok. Tersine, tekerlekli sandalyeye mahkûm, iki bacağı kesik, kalıpları parçalayan bir kadın. Efsun, doğduğu günden beri başkalarının inançlarına göre yaşamaya zorlanmış biri. Bizlerde hayatımız boyunca başkalarının doğrularına, başkalarının tanrılarına inandırılmaya çalışıyoruz. Bir yanda din, bir yanda aile, bir yanda kadın olmak… Hepsiyle hesaplaşmaya çalışıp, zaman zaman çırpınan, zaman zaman susmayı seçen bir karakteriz aslında. . . “Bizim tanrımız yok! Hâlâ anlamadın mı! Bizim tanrımız yok! Başkalarının tanrısı o!” . . Bazı kitaplar eğlendirir, bazıları düşündürür. Mine Söğüt’ün kitaplarıysa önce sarsar, sonra düşündürür. Başkalarının Tanrısı da tam olarak böyle bir roman. Okudum, okuyun. Kitaplı günler. Başkalarının Tanrısı Mine Söğüt
Hayat ve İnsan
Başkalarının TanrısıMine Söğüt · Can Yayınları · 20225,1bin okunma
Çürümeyen bahçeler diliyorum…
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 00:00
Bazen Bahar / Melisa KESMEZ . . . Bazen bir kitap okursun ve cümleler sana usul usul dokunur. Ne çok bağırır ne de susar; sadece senin gibi, yaralarından konuşur. Melisa Kesmez’in kalemi tam da böyle: Sessiz, sakin ama sanki sen susarken senin yerine konuşan biri gibi. Kendinden kaçtığında seni yakalayan bir dost gibi. . . . Bazen Bahar, sakin ama derin bir yolculuğun kitabı. Hayatın tam içinden; gündelik gibi görünen ama aslında içten içe hepimizi biraz yaralayan, biraz büyüten anları anlatıyor. Bitişler, başlangıçlar, kayıplar, umutlar, doğumlar, ölümler, tanışmalar, vedalaşmalar… Yarım kalmış cümlelerin, içimize attığımız küçük isyanların kitabı. Hayatı hepsiyle kabullenip kucaklamak üzerine. . . Yazarın dili sade ama güçlü. Hikâyeleri çok bağırmıyor ama tam kalbimizi hedef alıyor. Özellikle kayıplar, vedalar, yarım kalan aşklar ve kabullenmeler üzerine düşündürüyor. “Çürümenin Bahçesi” öyküsü, benim için kitabın en çarpıcı, en içime dokunan hikâyesiydi. Bazen tutunduğumuz şeyler çoktan solmuş olabilir ama yine de koparmaya kıyamayız. Çünkü çürümenin de bir hikâyesi vardır. Çünkü anılar, bazen acıtsa da bir tür ev gibidir. Hayat bir şekilde devam ediyor içimizdeki kırıklarla. Bazı anılar çürür ama yine de koparamazsın. Çürümeyen bahçeler diliyorum… Ve unutma: Bahar her zaman dışarıda değil, bazen insanın içinde filizlenir. Okuyun, okutun. Kitaplı günler Bazen Bahar Melisa Kesmez
Edebiyat & Roman
Bazen BaharMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20195,2bin okunma
Günler,Aylar,Yıllar...
8/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2021 45. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2021 00:47
jaguar yayınlarından okuyup başköşeme koyduğum Çin edebiyatında da önemli bir yeri olan Günler Aylar Yıllar yorumu ile geldim. Yüz sayfalık kısa bir kitap. Lakin kitap derinliği çok fazla. Farkındalığı çok fazla. Yürüdüğün yolun anlamını kavratıp sonunu bulman için ışık olacak mükemmel bir kitap. Kendi adıma çok beslendiğim bir kitap oldu. Kitabın temelini oluşturan bazı kavramların hayatımdaki yerini, önemini benim için anlamını sorguladım. Her zaman söylüyorum bir kitabı okurken sayfaları çevirip okudum bitti diyerek kitaplığa koymayın. Seyahat edin, hissedin. Ansızın okuduğunuz bir cümle hayatınızı bir çok alanda etkileyebilir... Kuraklık nedeni ile insanlar su ve yiyecek bulmak umudu ile evlerini terk ediyorlar. Geride ise sadece ihtiyar bir adam ve kör köpeği kalır. Ah! Nereden bilecektim telaşlı telaşlı başladığım bu kitabın sonunda ihtiyar bir adam ve köpeğinin kalbimi bu kadar büyüteceğini. Umudun resmini çizmemi sağlayacağını. Bizi hayata bağlayan küçük detayların bile bir umut olabileceğini gördüm. Bazen hayat zor hatta çoğu zaman çok zor ama mücadele etmek için kimsenin sabrı yok. Tüm köy arkasını dönüp gittiğinde yaşlı adamı hayata bağlayan bir mısır fidanıydı. Önünde seçebileceği farklı yollar olmasına rağmen yaşlı adam tüm imkansızlıklar içinde imkan yaratarak umudu, mısırı yeşertti. Önemli olanda bu değil midir? Tüm imkansızlıklar içinde, karanlığın en dibinde kendin için bir ışık yaka bilmek. Sonra o ışık ile diğer insanları aydınlata bilmek. Hayatın her alanında çok kolay pes eden benim için en iyi rol model artık ihtiyar bu adam. Her bir adımımda korkmadan güçlü, sabırlı ve özenli bir şekilde ilerlerken kalbime ektiğin mısır fidanına özenle bakacağım. Okuyun, okutun Kitaplı günler.
Edebiyat
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2021 38. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2021 01:00
Selam Buket Tetik , Hazal’ın Altını Çizdikleri minnoşlarım ile Dünyada en çok satan roman ünvanına sahip klasik eseri birlikte okuduk, yaşadık, yorumladık. İsmini Paris ve Londra kentlerinden alan kitap, aşırı doyurucu bir eser. İlk okumaya başladığınızda ilk iki bölüm de gerçekten bu kadar detaya, bilgiye gerek var mı diyorsunuz düz bir yol çizdin niye sürekli bu patikalara dalıyoruz diyorsunuz ama hiç merak etmeyin yazar öyle bir düğüm atmış ki ve duruşu öyle güzelki tüm kitabın içeriğindeki konular bu düğüm de birleşiyor. Yani biraz sabır, biraz okur tecrübesi gerekiyor kitaba başlayıp devam edebilmek için. Eğer biraz emek verirseniz bir çağı kapatıp başka bir çağı açıyorsunuz kitapta. . Hiçbir şey eskisini yok etmeden yerine gelmiyor. Babalar ve Oğullar kitabında Bazarov karakterine her şeyi yalnızca yıkmak değil yapmakta gerekiyor denildiğinde diyorki; "Her şeyden önce ortalığı temizlemek gerekiyor." Yani, devrimler, savaşlar, reformlar...her şey bir yıkım ve sıfırdan kurulma üzerine işliyor. Ama önemli olan her zaman bu yıkımlara kimin, neyin, neden sebep olduğu değil midir? Belki de tüm mesele insan doğasının ruhunu ne kadar, ne derecede beslediği ile ilgilidir. Kan isteyen, cinayet isteyen bir halkın öfkesi kitapta ki en yoğun duyguydu bana göre. Aşk penceresini bile silik bırakan insan doğasının köşelerine çarptık kitap boyunca. Yazar, iki şehri birbirine bağlayan bir hikaye ile bir devrim içerisinde en masum insanların penceresinden Londra ve Paris'i bize aktarırken aynı zamanda çok canı yanmış adalet arayan intikam isteyen halkın, kişilerin de bakış açısından devrimi sunuyor. Bu iki tarafın oluşturduğu köprü ve köprüden geçerken düşenler ve daha nicelerinin hikayesi. Biz iyi ki okuduk! Zaman zaman yorulduk olaylar, kişiler arasında bağlantılar kuramadık ama
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,4bin okunma
Reklam