Bazen açık açık anlatamadığı düşünceleri vardır insanın.
Konuşmak, anlatmak istedikçe yutkunur ama yutamaz.
Dilinin ucuna gelir dayanır söylemek istedikleri, bir türlü dökülmez dilden.
Bir yol arar kısasından ama o yollarda tıkalıdır söylenecek sözlere.
Tesellide olamaz işte.
Çünkü yollar vardır yakın gibidir ama o yol kalbe dokunuyorsa ıraktır.
Ne adım atabilirsin, ne de attığın adımlar ulaşır.
Bir tek saat, abdestle beraber beş vakit namaza kâfi gelir.
Acaba, yirmi üç saatini şu kısacık dünya hayatına sarf eden ve o uzun, ebedî hayata bir tek saatini ayırmayan insan, ne kadar zarardadır, nefsine ne kadar zulmeder ve ne kadar akılsızca davranır!
Halbuki namazda ruh, kalb ve akıl için büyük rahatlık vardır.
Evet, insanın ihtiyaçları sınırsız olduğu halde, sermayesi neredeyse yok gibidir; sayısız musibete maruz kaldığı halde bunlara karşı koyacak kudreti hiç hükmündedir. Sermayesinin ve iktidarının sınırı, elinin yetiştiği yere kadardır. Emellerinin, arzularının, elem ve endişelerinin dairesi ise gözünün, hayalinin ulaştığı noktaya kadar geniştir.