Sahiden her şey saçma mı, hayatın hiçbir anlamı yok mu? Bence öyle! Yok, hiçbir şey yok. İnsanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme içerisindeyiz. Çünkü hiçlik zor geliyor.
KARARTMA GECELERİ/RIFAT ILGAZ
Anlatacağım şeyler can sıkıcı ama gerçekten yaşanmış olaylar olduğunu belirtmek isterim. Can sıkıcıdan kastım kesinlikle kitabın sıkıcı olmasından değil, okuduğunuzda bu kadar zorlukları görmenin insanı nasıl etkilediğinden bahsediyorum. 1940'lı yıllar Türkiye'nin en gergin yıllarından biri. Türkiye 2. Dünya savaşına girmek istemiyor, olabildiğince tarafsız davranıyor. Savaşa girmemiş de olsa etkisini uzun süre hissediyor.Ekmeklerin karneyle alındığı, çay ve şekerin kolay kolay bulunmadığı, sıkı yönetimin had safhada olduğu bir dönemden bahsediyorum. Bu yönetim en çok dönemin halkını ve aydınlarını etkiliyor. Kitap da Nazım Hikmet, Tevfik Fikret, Sabahattin Ali gibi isimler yer alıyor. Kitabın ana karakteri edebiyat öğretmeni olan Mustafa Ural. Yazdığı şiirler yüzünden hakkında tutuklama kararı çıkıyor ve aranıyor. Hasta olduğu için tutuklanmak istemiyor, kaçıyor. Geceleri sokakta tek başına kalıyor, gündüzleri arkadaşlarının evinde kalıyor. Kimisi evini açıyor, kimisi evine almak istemiyor. Bu süre zarfında dostu da düşmanı da görmüş oluyor. Kitap da eleştirdiğim tek nokta var o da Mustafa bey arkadaşlarının evine gidip kaldığı zamanlarda ki diyalogların biraz daha uzun ve farklı olmasını isterdim. Cengiz arkadaşıyla olan dostluğu ve sohbetini çok beğendim. Diğerleriyle de bu şekilde olabilirdi.(Şahsi fikrim) Sonu biraz sürprizli bir şekilde bitiyor bunu beklemiyordum açıkçası. Rıfat Ilgaz'ın hayatına baktığım zaman Mustafa Bey'in Rıfat Ilgazdan başka kimsenin olmadığı sonucuna vardım. Kitap MEB 100 TEMEL ESER arasında yer alıyor herkesin okuyup kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğüm bir kitap oldu.
Dünya savaşıyor hiç durmadan, sıkıntısını biz çekiyoruz. Çay yok, kahve yok! Haydi Seylan çayını gene onlara bırakalım, gözümüz yok ama... Bizim ekmeğimize dokunmasınlar hiç olmazsa!