Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı. Hayatımı bile bile mahvetmemin tek bir sebebi vardı: Aşıktım ve dünyanın geri kalanının gözümde zerrece değeri yoktu. Bütün düşüşleri güzelleştiren kutsal aşk, beni de uğruna her şeyi göze alabilecek bir cesaret ve arzuyla dolduruyor, dibe doğru sürükleyip nefesimi kesiyordu.
Turgenyev’in Rudin romanında “ akıntının dibine inmek” diye betimlediği bir duygu yerleşti içime.
Dünya ağır ağır geçer başının üstünden, ıstırapla, yakınmayla, güzellikle doludur, ama sen akıntının altındasındır, kımıldamadan durursun orada, öyle hareketsiz durduğun sürece olduğun yerde kalabilirsin.