Zira dünya tarihinin zor kullanmaya yeltenen davetsiz misafirlere tahammülü yoktur, o kendi kahramanlarını kendisi seçer ve ne denli bezdirici bir sırnaşıklık gösterirlerse göstersinler çağrılmamış olanları acımasızca geri çevirir; yazgının tekerlerini yuvarlaya yuvarlaya hareket eden arabasından bir kez paldır küldür düşenler bir daha aradaki farkı kapatıp ona yetişemez.
Hayat herhalde bir katakulli değildi. Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. Lakin tembelliğe alışmış olan kafası bunu bulamıyor, bulmak için uğraşmaya üşeniyor, yanlış ve bayağı olduğunu sezdiği şeyleri de kabul edemediği için selameti firarda buluyordu...