Ne güzel bir yola çıktık seninle Profesör, ne uzun mesafeler katettik; çok uzaklara gitmesem de fikirlerim beynimin içinde milyonlarca kilometre yol katetti.
Bir arayışım vardı benimde, bulmak istediğim, bulunmak istenenim vardı ... Anlam ne imiş, iyi olmayı seçmek neden önemliymiş çok güzel anlattın bana Profesör.
Seninle tanıştıktan sonra Profesör, dışarıda aradıklarımı içeride aramaya başladım ve biliyor musun içeriyi dışarıdan daha çok sevdim. İçerideki arayışım devam ederken neyi farkettim biliyor musun Profesör? Her insan birşey arıyordu aslında. Kimi belki biliyordu ne aradığını kimi ne aradığını öğrenmek için düşmüştü yollara. Her yolculuk kendine çıkarırmış insanı. Kendine en yakın mesafeler uzun yolculuklar sayesinde aşılırmış.
Ne için vardım şu hayatta ve ne uğruna yaşayıp gitmeliydim bundan sonra? Cevabı doğru verebilmek için kim olduğumdan emin olmalıydım. Herşey insanın kendine 'Kimim ben?' diye sormasıyla başlıyormuş.
Soru basit,klasik, belki sıkıcı olsa da cevap yok Profesör! Cevaplar karışık, üstünkörü, gelişigüzel... Kimse bilmiyor kim olduğunu. Ancak benim için bu kaçınılmaz bir arayış. Ne için var olduğumdan emin olduğum an, hayatımın geri kalanını doğru bir şekilde inşa edebilirim.
Sahaf ne demişti Profesör; ' Hayat tekamüller silsilesidir ve insanın hayatında üç önemli nokta vardır. İlki doğmak ki bu bizim elimizde değildir. Üçüncüsü ölmek ki bu da bizim elimizde değildir. İkincisi ise yaşarken yapabileceğimiz ve elimizde olan tek şeydir; o da anlamı bulmaktır' ...
Bana anlam katan bu yolculuğu anlatmaya muktedir değilim. O kadar zenginiz ki, o kadar güzel hazinelere sahibiz ki. Evet doğup ölmek için yaratılmadık. Yaşamı anlamak için, ne için yaratıldığını idrak edebilmek için yaratılmışız. Ve tabii şahit olmak için...
Ne aradığını bulma