(SPOİLER)
Kitap öyle bir başladı ki... İçinize kötü bir hissin doğmaması imkansız resmen. Çünkü herkes bilir ki mutlulukların arkasında hep bir acı sırasını bekler. Zorluklar her zaman her yerde vardır. Öyle de oldu... O kadar ağladım ki. Aslında dehşet verici bir şey olduğu söylenemez ama bir karaktere bağlanınca onun hissettiği duyguları birebir yaşıyor gibiyim. Kazi’nin tuzağa düşürüldüklerinde verdiği hızlı karar ve sonrasında Jase’in öldüğünü düşünerek yıkılışı... Buna rağmen Jase olsa ailesini korumaya çalışırdı diye Kazi de onun ailesini korumaya çalışması... Bu sayede hala nefes alması... Öldüğünü duymasına rağmen hala umudu olması... Göğsüme kurşun gibi oturdu. Diğer tarafta Jase’in beş okla ağır yaralanması... O oklar sanki benim vücuduma saplandı. Buna rağmen iyileşmeyi düşünmek yerine ailesini kalesini ve en önemlisi Kaziyi kurtarmayı planlaması... Böyle kalbim titreyerek okudum bölümleri. Ne zaman buluşacaklar, birbirlerinin yaşadığını öğrenecekler diye merak ettim. Ve bu dönemin bence kurtarıcı kesinlikle Paxton oldu. Onun aileye aslında sadık olması tüm imkansızlıkları başarmalarını sağladı. Onu gerçekten sevdim. Ve kitap çok güzeldi. Gerçek anlamda durdurak bilmeden ilerledi. Olaysız geçen tek bir bölüm bile yoktu ama beni en çok etkileyen Gunner’ın Jase’i öldürdüğünü sanarak düşmana Kaziyi teslim etmesiydi. O an böyle şaşırıp kalmıştım. Yani nasıl yapabilir hiç mi şüphe etmedi diye düşündüm. Yine de nefret edemedim. Büyük bir hataydı acımasızlıktı ama kardeşine ihanet ettiğini görmüştü, onu öldürdüğünü duymuştu. Kim olsa öfkeden gözü dönerdi. O an ağlamaktan helak oldum resmen. Ve bence kitap mükemmel şekilde bitti. Açıkta kalan tek bir düşünce bile olmadı. Bunun için çok memnunum ve okuduğuma aşırı seviniyorum. Herkese tavsiye ederim.
O kadar güzeldi ki... Kelimeleri nasıl seçeceğim de anlatacağım bilmiyorum. Nereden başlayacağımı bile bilmiyorum.
Kazi gördüğüm en olgun kadın karakterlerden olabilir. Travmaları resmen onu yenilmez bir güce dönüştürmüş. Ona hem bu kadar üzülüp hem bu kadar hayran olmak çok doğal çünkü sonuna kadar hak ediyor. Bir asker olarak becerileri, duygularını hem yaşaması ama onların davranışlarını yönetmesine izin vermemesi ve paramparça olsa bile umut etmekten vazgeçmeyen kalbi. Mükemmeldi.
Jase ise bambaşka bir konu. Damarlarında akan gücün ve sorumluluğun o kadar farkındaki. Aile bağları ve tarihlerine olan saygıları kalbimi yumuşacık etti. Ayrıca Kazi ile yarınları umut etmekten korksa bile ona tüm tarihini anlatması, şehrini gezdirmesi ve damak zevki için aşçı tutması... Tek bir şey söyleyebilir bunlar ve o da çaresizce burada kalmasını istemesiydi. Okurken tek tek gördüm ve hissettim.
Enemis to lovers olduğu için tabiki ihanetler, yalanlar ve sırlar vardı ama kalp yine de sevmek için bir yol bulur. Geri dönülemez olmadığı sürece...
Ayrıca genç kurgu olmasına rağmen kitaba bayıldım. Bu ara yetişkin okumaktan hoşlansam da kitap resmen bana ilaç gibi geldi. Ara vermeden ikincisine başlayacağım