Hayatta her zaman mutlu olmak isteriz, hayaller kurarız, planlar yaparız, her zaman var olacakmış gibi yaşarız. Oysa elimizde olmayan sebeplerde vardır ölüm gibi...
Aslında her şey daha yeni başlıyordu, mutlu bir gelecek Nehir ve Deniz'i bekliyordu ta ki o korkunç kazaya kadar...
Aynı kazayı Nehir yaralı atlatıyorken, Deniz o kadar şanslı olamıyor. Sevdiğini kaybetmenin acısı, üzüntüsü, psikolojisi güzel kaleme alınmış. Bu psikolojinin üzerine bir de organ nakli için Nehir'in karar vermesi isteniyor.
Kitabın organ nakli için bilgi vermesi, bilginin yanında konuya dair ilgiyi, merakı ve duyarlılığı arttırıyor. Acı tazeyken verilmesi zor bir kararın, diğer insanların yaşamasına umut olması ve o duygunun bize aktarılması çok iyi işlenmiş.
Deniz'in kalbiyle yeniden hayat bulan Arda, Nehir ve ailesine de yeniden hayat vermiş oluyor bir yerde. Empati yaptığımızda Arda'da bir Deniz bulmalarını anlayabiliyoruz ama bana çok da doğru gelmiyor. Sevdiğimiz birini kaybettikten sonra yaşama tekrar tutanabilmek için kendimizi avutma şeklidir belki de... Ama gerçek şu ki kimsenin yeri bir başkasıyla doldurulamaz, yaşanılan anılar ve var olan hisler bir olamaz... Bu kısımları okurken karmaşık duygular hissettiyor kitap...
Kitabın etkileyen bir yanı ise Nehir'in babasının yaptığı konuşma... Ben de Nehir gibi düşünürdüm, benzer durumlar olduğunda da aynı yorumu yapardım. Ama olaylara sadece kendi bakış açımızla bakıyoruz çoğu zaman. Ne düşünürsek düşünelim, kararımız değişmeyecek dahi olsa, karşımızdaki kişinin düşüncelerini dinlememiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı bu konuşma bana :)
Hayatın ne getireceği belli değil, bir saniye sonrasını bilemiyorken bu hayatı mutlu bir şekilde yaşayın:) Sevdiklerimizin kıymetini bilelim, iyi