Kabul etmek verimli bir toprak gibidir, küçücük bir tohumun çiçeğe dönüşmesine olanak sağlar. Tohumun çiçeğe dönüşmesi için sadece toprak gereklidir. Toprak, tohumun içinde zaten var olan büyüme kapasitesini ortaya çıkarır. Tohumda olduğu gibi, genç bir insan da içinde gelişme kapasitesine sahiptir. Kabul etmek, toprak da olduğu gibi, sadece bu insanın potansiyelinin oluşmasına olanak sağlar.
Ne hissettiğimi bile bilmiyorum ama hala bir şeyler hissettiğim kesin, bir yokluk ve kayıp hissine benzese de, belki başarısızlık, uyuşukluk, ya da safi bilgisizlik. Bir zamanlar kendimden emindim, bir şeyler bildiğimi sanıyordum; kendimi bildiğimi sanıyordum; insanlar, izin istemeden paldır küldür hayatlarına girdiğimde -hoş karşılanmayabileceğim aklıma bile gelmiyordu -uzanıp onlara dokunmama bayılıyorlar sanıyordum. Müzik bana hayatımın olması gereken olmayan halini hatırlatıyor. Ama beni değiştirmiyor.
Çoğumuz ister istemez, sanki yaşanacak iki hayatımız varmış, birisi taslak, öteki mükemmel versiyonmuş ve ikisinin arasında bir sürü versiyonlar varmış gibi yaşarız.
Yüzünün görüntüsü, cepheye giden askerlerin ceplerinde taşıdığı, bir sevgilinin küçük bir vesikalık resmi gibi, yalnızca yaşamda güzel şeyler olduğunu ve onları mutluluğun beklediğini hatırlamak için değil, bir ceset torbasında geri dönerlerse o yüzün onları asla bağışlamayacağını hatırlamak için de taşıdıkları o resimler gibi bir şey haline geldi.