El-Evzâî, Abîde b. Ebî Lübâbe kanalıyla İbn Ömer (radıyallahu anhuma)'dan onun şöyle dediğini tahdis etti: Rasulullah (ﷺ) bedenimin bir yerinden tutup bana şöyle dedi: "Allah'a O'nu görüyormuşçasına ibadet et ve dünyada bir yolcu gibi ol. "
Sayfa 55 - Ahmed (6156) ve "el-Kubra"da en-Nesãî (11803) "Dünyada bir yolcu ya da... gibi ol" lafzıyla rivâyet etmiştir. İsnadı sahihtir.
Leys, Mücahid kanalıyla İbn Ömer (radıyallahu anhuma)'dan onun şöyle dediğini haber verdi: Rasulullah (ﷺ) bedenimin bir yerini tuttu ve şöyle buyurdu: "Dünyada bir garip/yabancı ya da yolcu gibi ol ve kendini kabirlerdekilerden say!"
İbn Ömer dedi ki: "Yani sabahladığında akşama çıkacağını düşünme. Akşamı ettiğinde sabaha çıkacağını düşünme. Hastalığından önce sağlığını değerlendir. Ölümünden önce hayatını değerlendir. Zira sen ey Allah'ın kulu, yarın isminin ne olacağını bilemezsin."
Sayfa 54 - Ahmed (4764) ve et-Tirmizî (2333) rivâyet etmiştir
Allah (Azze ve Celle)'nin kendisini din hususunda fakih kıldığı, kusurlarını ve insanların içerisinde bulundukları hâlin çirkinliğini kendisine gösterdiği, kendisini hak ile bâtılı, güzel ile çirkini, faydalı ile zararlıyı birbirinden ayırmasına yarayacak bir bilgiyle rızıklandırdığı, lehine olanı bilip aleyhine olandan ayırt eden akıllı mümin, hakkın cahili olanların hatta hevâya uymanın aralarında hâkim duruma geldiği kimselerin arasında hak ile amel etmeye niyetlendiği zaman onlar dünyalıkları selâmette olduğu takdirde dinlerinden neyin eksildiğini umursamazlar. Bununla birlikte takip ettikleri yol hususunda kendilerine muhalefet eden birini gördüklerinde bu onlara ağır gelir. Bundan dolayı ona öfke duyarlar. Ona muhalefet ederler. Onun kusurlarını bulmaya çalışırlar. Ehli ondan sıkılır. Kardeşleri onu sıkıcı bulur. Onunla muamele-de bulunanların onunla muamelede bulunmaya istekleri yoktur. Hak mezhebe uyduğundan dolayı hevâ ehli ona muhaliftir. Böylece o, insanların çoğunun dininin bozulması sebebiyle dini hususunda garip/yalnız kalmıştır. İnsanların çoğunun kazancındaki ileri derecedeki bozukluktan dolayı muamelesi hususunda garip kalmıştır. İnsanların çoğunun arkadaşlığının ve kardeşliğinin bozulması sebebiyle kardeşliği ve arkadaşlığı hususunda garip kalmıştır. Dünya ve âhiret ile ilgili her hususta garip kalmıştır. O bütün bunlara karşı kendisiyle sevineceği bir yardımcı, kendisiyle huzur elde edeceği bir dost da bulamamıştır. İşte böyle bir kimse yabancı ve yalnız bir kimsedir. Çünkü o fasıklar arasında sâlih, cahiller arasında âlim, beyinsizler arasında akıllıdır. Sabahı hüzünlü eder, akşama hüzünlü çıkar. Gamı çoktur. Sevinci azdır. Sanki bir zindandadır. Çok ağlar. Tıpkı kim olduğu bilinmeyen, kimsenin kendisine yakınlık göstermediği, tanımayanın
El-Fudayl b. Iyâd 'Ehli Sünnet karnına giren helâl gıdayı bilenlerdir derdi. Çünkü helâl yemek Nebî (ﷺ)'in ve ashâbının üzerinde olduğu sünnetin en büyük hasletlerindendir.