1942'de yayınlanan eser döneminde büyük ses getirmiştir. Yazıldığı dönemin karanlık anlatımına ve kavramsal duygusal yapısına gömülmüş İspanyol Edebiyatında bir bomba etkisi yaratmıştır. Bunun nedeni ise yazarın kitabı yazdığında henüz 26 yaşında olmasıdır. Eser ispanyol Edebiyatında temel içgüdüleri ve vahşi tutkuları, şiddet ve nefretin izlerini taşıyan bir toprağın geçmişten kalma barbarlığını fısıldar.
Ölüme mahkum olan Pascual Duarte, sahip olduğu katı onur duygusunun kendisi nasıl suça yönelttiğini anlatır eserin satırlarında . O ulusal erdem olarak benimsenen atalara özgü içgüdü ve eğilimlere körükörüne sadakat göstermiş ve sonunda yalnızca bir cani olup çıkmıştır.
Şİddetin doğası ve kaçınılmazlığı varoluşçuların işlediği ya da görmezden dedikleri bir mesele olagelmiştir. Cela da şiddetin kader ile nasıl iç içe var olduğunu ve ortaya çıktığını konu edinerek ben ve öteki'ler arasındaki gerilimi bazen onur mücadelesine , bazen düşüncesizliğe, bazen da ırsi felakete temellendiriyor. Bu yönden Pascual Duarte babasının bir benzeridir hatta kopyasıdır. Şiddet adeta onun ruhuna işlenmiş, genlerine kodlanmıştır