Orhan Pamuk'un (roman olan ve olmayan)17 tane kitabını okudum, bu 18.si. Orhan Pamuk hakkında yazabileceğim çok şey var ama hepsini burada yazmak gereksiz. Ağırlıklı olarak bu kitapla ilgili şeyler yazmak daha doğru. Veba Geceleri kitabı kolay okunan bir kitap değil. Yazarın tarzına alışık olduğum halde ben bile bazı yerlerde sıkıldım. Alışık olmayanların kitabı yarım bırakabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle yazarı ilk defa okuyacaklar bence bu kitaba hiç bulaşmasınlar. Sessiz Ev ya da Masumiyet Müzesi ile başlayabilirler. Kronolojik gitmek isteyenler Cevdet Bey ve Oğulları ile de başlayabilir. Ben ilk Benim Adım Kırmızı'yı okumuştum mesela, çok hoşuma gitmişti. 16 yaşımdaydım ve Orhan Pamuk'un o romanda bakış açısı ve anlatıcıyla ilgili izlediği yol, anlatım tekniği o zamanlar genç bir lise öğrencisi olan bana çok değişik gelmişti. Hâlâ o kitabın etkisini içimde hissederim. Veba Geceleri'ndeki olaylar II.Abdülhamit döneminde, 1901 yılında geçiyor. Roman aslında eşi Doktor Nuri ile İstanbul'dan Minger Adası'na giden Pakize Sultan'ın(romana göre Abdülhamit'in yeğeni olur), ablası Hatice Sultan'a yazdığı mektuplardan yola çıkarak 2017 yılında bir tarihî roman yazan Mîna Mingerli'nin romanıdır. Yani kitapta iç içe olay örgüsü vardır. Giriş bölümünde Mîna Mingerli kitabı yazma hikâyesini anlatır ve romanının ne tam bir roman ne de tam bir tarih kitabı olduğunu söyler. 1901'de geçen olayların anlatımı(kurguya göre Mîna Mingerli'nin romanıdır) bundan sonra başlar. Akdeniz'de bir ada olan Minger Adası'ndaki(gerçekte böyle bir ada yoktur, Orhan Pamuk'un kurmaca dünyasının ürünüdür) veba salgınını kontrol altına almak isteyen vali Sami Paşa adada karantina tedbirleri uygular. Salgın sırasında ada, Pakize Sultan ve eşiyle birlikte adaya gelen Kolağası Kamil'in telgrafhane