Gurbet hala, bir zaman söylendi, sebep olanlara beddualar yağdırdı. Peygamber postunda oturan koca Aliosman padişahını kovmuşlar, hoplayıp tahtına kurulmuşlardı. Ne istiyorlardı bunlar, Allah'tan belalarını mı?
Bu gezi haberlerinde Bandırma karşılayıcılarından yaşlı kadın ve erkeklerin el -daha korkuncu- AYAK öptükleri yazılıydı. Bunun gerçekten alçaltıcı ayıbını yüreğinde duyarak kaşlarını çattı.
Bir savaş subayından çok, diplomat yaratılışlı olan Edip Servet geçen gün yazıhaneye uğramıştı. Sıkıntıyla anlattıklarını hatırlayarak gülümsedi. Gazi Paşa sıkı emir vermiş, ''Hicaz'da kesinlikle şapkanı çıkarmayacaksın!'' diye... Şapkayla Mekke'ye girmek, ölüm cezasına çarptırılmayı gerektiriyormuş... N'apacağını sormuştu, bahtsız temsilciye...
''Düşünüyorum,'' diye boynunu bükmüştü Edip Servet, ''karar veremiyorum, yardan mı geçeyim, serden mi?'' ''Ne yardan, ne serden... Şapkadan geç!'' ''Fotoğraf icat edilmeseydi, müzevirler de böyle bir fırsat kollamasaydılar, olacağı oydu...''