Yazarın okuduğum ilk kitabı,
Daha önce arkadaşımdan duymuş ve yazarın tarzını merak etmiştim.
Kitabı aldım, kitaplığımda yıllarca bekledi, ta ki bir kitabevinde yazarın başka bir kitabı olan “Kızıl Nehri” görene kadar.
Daha fazla bekletmeden Kaiken’e başlamak istedim.
Kitabın sonunda, başkalarının düşüncelerini de öğrenmek için kitap yorumlarını okumaya karar verdim. Genel olarak okuyucular ile ortak yorumlara sahip olduğumu anladım.
Roman, Fransız bir polis ve Japon bir kadının, ihtiyatlı ve sırlarla dolu ilişkilerini. Birbirini tanımayan iki insanın on yıl boyunca birbirlerinden gizledikleri isteklerini ve derin sırlarını…
Sonunda aralarındaki uçurumun büyüyüp birbirlerinden ayrılmaya karar verdikleri anda yine bu sırların onları bir araya getirmelerini anlatıyor.
Romanda ailesini, eşini, peşinde olduğu seri katilden korumak isteyen dedektifin hikayesi, romanın ortasında yön değiştirerek; geçmişten gelen bir sır ile bambaşka bir hal alıyor.
Ve konu öyle ilerliyor ki, gerçek katilin kim olduğunu kestirmek okuyucular için imkansız oluyor.
Heyecan ve gizem yaratmak isteyen yazar bu amacı ile romanın ilk bölümünü, katilin tespit edilmesi açısından fazla yüzeysel bırakırken, ikinci bölümde ise temelsiz bırakmış.
Kendi adıma, polisiye romanları sevme nedenim olaylar hakkında çıkarımlar yaparak, olayı çözmek istememdir. Ancak bu romanda buna imkan tanınmamış. Romanın genel yorumu benim için bu şekildeydi.
Sonu ise çok açıktı, sonu okuyucunun “hislerine” bırakılmıştı. Yalanları affedebilecek birisi için, Naoko ve Olivier evlerine dönebilir
Benim yorumum ise, onca yolu aşıp sırları ortaya çıkardıklarına göre, Olivier ve Naokunun tekrar bir araya gelmesi temennisinde olsa bile, gerçek hayatta yalanlar insanların ilişkilerini temelinden sarsttıktan sonra, güven biter ve