Kaan Kavcar

Kaan Kavcar
@kk48
“Quid rides? Mutato nomine, de te fabula narratur.”
"Eğer kendimi bir filozof olarak adlandıracaksam, ilk olarak yerine getirmem gereken ödevin adını koyuyorum. Kastettiğim bir akıl eleştirisidir. Mantıksal, pratik ve değerlendirici aklın bütünüyle eleştirisi. Bir akıl eleştirisinin anlamı, özü, yöntemi ve ana bakış açısı konusunda açıklık elde etmeden, akıl için genel bir tasarım düşünüp, tasarlayıp, ortaya koyup temellendirmeden hakikî ve samimî bir biçimde yaşayamam. Belirsizliğin, bir o yana bir bu yana gidip gelen kuşkunun işkencesini yeterince tattım. Bir iç din­ginliğine ulaşmak zorundayım. Bunun daha büyüklerin, hatta en bü­yüklerin işi olduğunu biliyorum; büyük ökelerin bu konuda başarısız olduklarını da biliyorum; ama kendimi onlarla karşılaştırmak istiyor­sam, daha işin en başında bundan kuşkulanmak durumundaydım."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Dahası, devlet adamlarının elinden çıkan mevzubahis çözümler gidermeleri gereken sıkıntıları körüklemeseler bile sürekli olarak yeni tali sorunlar yaratıyorlar ve bu tali sorunlar çoğu zaman başlangıçtaki sıkıntılardan daha tehlikeli sorunlar oluyor. Bu durum,burunlarının ucundaki sebeplerin ve en dolaysız sonuçların ötesine bakmayan, tecrübe ile öğrenen politikacılar akımının kabahatidir. Tıpkı eğitim görmemiş kesim gibi onlar da, adetleri üzere, karşılarına çıkan her vakayı sanki sadece bir öncül ve tek bir sonuç varmış gibi kabul ederler. Her vakanın sonu gelmeyen bir olaylar zincirinin parçası olduğunu; kendinden önceki sayısız vakanın bir sonucu olduğunu ve ardından gelecek olan sayısız vakanın tezahüründe rol oynayacağını akıl etmezler."
"Önsözden; Spencer, Devletin birey üzerindeki müdahalelerinin, "insanoğlunun ortak algısı" tarafından "suç" addedilen, kişiye ya da mülkiyete karşı işlenmiş cürümleri cezalandırmak; anlaşmaların yükümlülüklerinin yerine getirilmesini sağlamak ve herkesin, karşılıksız ve kolay bir şekilde adaletten gereken payı almasını sağlamakla sınırlandırılması gerektiğini savunmuştur."
"Tutuculuğun asıl kaynağı militanlık (militancy) ve Liberalizmin asıl kaynağı endüstriyalizmdir (industrialism) . Bunlardan bir tanesi statü rejimine (ki bu sınıflar arası yasal eşitsizliği beraberinde getiren zorunlu işbirliği sistemidir), diğeri ise itilaf rejimine (bu ise, sınıfların yasal çerçevede eşit olmasını sağlayan, gönüllü işbirliği sistemidir) dayanır."
"Bir zaman parçacığında: Ivan ve ben. Bir başka zaman parçacığında: biz. Sonra, bunun hemen ardından yine: sen ve ben. İki canlı var ki, birbirlerine ilişkin tasarıları yok, birlikte var olmayı istemiyorlar, bir başka yere ve bir başka yaşama doğru yola çıkmak, bir şeyleri kesip atmak, egemen bir dilde herhangi bir anlaşma yapmak istemiyorlar. Tercümansız da idare edebiliyoruz, Ivan'a ilişkin hiçbir şey öğrenmiyorum, Ivan benim hakkımda hiçbir şey öğrenmiyor. Duyguları ticari değiş tokuş konusu yapmıyoruz, birbirimize karşı diktiğimiz kalelerimiz yok, kendi kendimizi güçlendirmek ve güvence altına almak için ısmarladığımız silahların gelmesini bekliyor değiliz, zemin gevşek ve iyi, ve benim toprağıma düşenler filizleniyor, kendi neslimi sözcüklerle sürdürüyorum ve Ivan'ın neslini de sürdürmekteyim, yeni bir tür üretiyorum, benim ve Ivan'ın birleşmesinden..."