Kaan Kavcar

Kaan Kavcar
@kk48
“Quid rides? Mutato nomine, de te fabula narratur.”
"Zevki yasaklamak ya da mahkûm etmek isteyenler çoğalmayı tehdit ettiğini ileri sürerler.Bunlar bayağı insanlardır,akılları fikirleri nüfus artışında olan aptallardır ve insanı bu çoğalmadan uzaklaştıran her şeyi suç olarak görürler."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Apaçıklık (Evidenz): Apaçıklık sorunu Husserl'in tüm yapıtlarında ele aldığı bir konu olup, “apaçıklık” kavramı “yönelimsellik” yanında Husserl'in ikinci temel kavramıdır. Husserl'e göre apaçıklık raslantısal, bazı yargılara eşlik eden ilineksel bir duygu değildir. Doğru yargılara iliştirilebilecek bir psikolojik nitelik de değildir. Apaçıklık, doğruluğun yaşantısından başka bir şey değildir. Doğruluğun yaşantısı ise, bir ideal varolanın gerçek bir edimde yaşanmasından başka bir anlama gelmez."
"Kırmızıyı görerek ve onu kendine özgü doğası içinde kavrayarak, kırmızı sözcüğüyle tam da kavrananı ve görüleni kastettiğimizde, hâlâ kırmızının neliğinin veya kırmızının anlamının ne olduğunu sormak ve bundan kuşku duymak nasıl anlamsız ise, aynı biçimde, bilginin neliği ve bilginin ana yapısına ilişkin olarak, eğer saf görme ve ideleştirici bakışla fenomenolojik indirgeme alanı içerisinde ilgili örnek fenomenler göz önünde ise ve ilgili tür verilmişse, onun [bilginin] anlamının ne olduğundan hâlâ kuşku duymak da anlamsızdır. Ama bilgi kırmızı gibi basit bir şey değildir, onun çok farklı biçim ve türlerinin birbirinden ayrılması gerekir; yalnızca bu da değil, bilgilerin birbirleriyle olan öz bağlantıları da araştırılmak zorundadır. Çünkü bilgiyi anlamak, bilginin -zihinsel biçimlere ilişkin farklı öz tiplerinin belirli öz ilişkileriyle sonuçlandığı- teleolojik bağlantılarına genel açıklık kazandırmak demektir. Bilimsel nesnelliğin olanaklılığınm ideal koşulları olarak her türlü deneysel girişimi norm olarak düzenleyen ilkelerin nihaî aydınlatılması da bunun içindedir. İlkelerin aydınlatılmasına ilişkin tüm araştırma, bütünüyle fenomenolojik indirgemenin tekil fenomenlerinin zemininde oluşan öz alanında iş görür."
‘’Çeşitli hata ve yanılma olasılıklarını düşünerek, öyle bir kuşkucu çaresizlik içine düşebilirim ki, sonunda hiçbir şeyden emin olmadığımı, benim için her şeyin kuşkulu olduğunu söylerim. Ancak her şeyden kuşku duyamıyacağım da apaçıktır; çünkü ben her şeyin kuşkulu olduğu yargısında bulunuyorsam, benim böyle bir yargıda bulunduğum kuşku taşımaz; bu nedenle evrensel bir kuşkuyu sürdürmek istemek anlamsız olacaktır. Her kuşkulanma durumunda kuşkulanmakta olduğum, kuşkusuz kesindir. Aynı şekilde her cogitatio'da bu böyledir. Nasıl algılamada, tasarımlamada, yargılamada ya da çıkarımda bulunursam bulunayım, bu edimler ister nesneli ister nesnesiz olsun, ister emin olarak ister emin olmadan yapılsın, algılamayla ilgili olarak, benim şunu ya da bunu algıladığım; yargıya ilişkin olarak, şu ya da bu yargıda bulunduğum mutlak olarak açık ve kesindir.’’
"Önce anlaşılması gereken, gerçekten önemli sorun, bilginin 'en son anlamlandırılması' sorunudur ve bununla birlikte, olanaklı bilgiyle karşılıklı ilişkisinde neyse o olan nesne sorunudur. Bunun da ötesinde anlaşılması gereken, bu sorunun yalnız saf apaçıklık alanında, en son normlar alanında -onlar saltık verilmişlikler olduğundan- çözülmesi gerektiğidir. Her şeyi aydınlatan tüm bağlılaşımların anlamını belirlemek için, teker teker tüm temel bilgi biçimlerinin ve bilmede tümüyle ya da kısmen verilmişlik kazanan nesnelerin temel biçimlerinin görme yöntemiyle aydınlatılması gerekmektedir."