muffin man

muffin man
@kliksesi
Some people like cupcakes better. I for one care less for them.
Yüksek Lisans
Ankara
88 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Tanınmış bir kent antropoloğu olan Brezilyalı Gilberto Velho, köylülerin durumunu tartışan ve köylülerin herhangi bir mesele hakkında ne düşündüğü konusunda çoğunlukla anlaşamayan çalışma arkadaşlarına bir seferinde; toplantı odasının dışındaki koridorda ayakta dikilmesi için bir köylüyü işe almalarını ve böylece de, sıkça olduğu üzere "köylülerin ne düşündüğü" ya da "ne yaptığı" konusunda anlaşamadıklarında, içeriden birinin fikrini alabilmek için köylüyü koridordan içeri çağırmalarını önermiştir.
Sayfa 200·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Bu kadın eskiden zeki biriydi," dedi. Sonra yorgun ve kederli bir sesle bu konuda şakalaşmaya başladı: "Düşünsene bütün o kahraman komünistler, kocasından biraz daha iyi giyindiğim için Yoldaş İrene'in yüzüme tükürebileceği bir toplum yaratmak için ölmüşler."
Sayfa 231·Kitabı okudu
John'la akşam yemeği. Seyrek görüşüyoruz.; her görüşmemizde politika yüzünden kavga etmemize ramak kalıyor. Yemekten sonra bana, "Partiden, daha iyi bir dünya kurulabileceği yönündeki ideallerimize veda edemediğimiz için ayrılamıyoruz," dedi. Amma bayat bir düşünce. Yine de ilgimi çekti, çünkü dünyayı yalnızca Komünist Parti'nin değiştirebileceğine inandığını, benim de buna inanmam gerektiğini ima etmiş oluyor. Oysa ikimiz de böyle bir şeye inanmıyoruz. En önemlisi, az önce söyledikleri, geçmişte söylemiş olduğu şeylere ters düştüğü için dikkatimi çekmişti. John partinin bazı hatalar yapmasına karşın, bu konularda bile bile kurallarını çiğnemeyeceğini söylüyordu. Eve dönerken, partiye aslında yetersiz, bölünmüş, parçalanmış yaşamlarımızı bir bütün haline sokabilmek için katıldığımızı fark ettim. Oysa partiye girince bu çatlaklar daha da derinleşiyordu. Sorun, bütün ilkeleriyle toplumumuzun inançlarına ters düşen bir kuruluşun üyesi olmak değil; bundan daha derin ya da en azından anlaşılması daha güç bir şey. ...Michael, "Sevgili Anna," dedi. "İnsan ruhu, insan yalnızca mutfakta otururken hatta çift kişilik bir yataktayken bile yeterince karmaşıktır, henüz bunu bile çözümleyebilmiş değiliz. Sense oturmuş, değişen dünyada insan ruhunu anlayamadığın için üzülüyorsun." Bu yüzden bu konuyu irdelemeyi bıraktım, buna da sevindim doğrusu, yine de böyle sevinmem kendimi suçlu hissetmeme yol açtı.
Sayfa 229·Kitabı okudu
"Aşçının kilit adam olduğu çok açık," dedi Paul. George'u büsbütün kışkırtmak ve üzmek için. "Okuması yazması var. Düşünüyor; Bayan Boothby bundan çok şikayetçi. Yani, bu aşçı bir aydın. Yıllar sonra fikirler engellere dönüşünce kurşuna dizilmesi gerekecek, ama o zamana kadar amaca hizmet etmiş olacak ya... hem zaten biz de onunla birlikte kurşuna dizileceğiz."
Sayfa 170·Kitabı okudu
İbn Haldun -2
İbn Haldun'un makamlar ve bu bağlamda toplumsal ve siyasi güç ilişkilerine dair tartışığı ilginç ve önemli konulardan biri de "yaltaklanmadır". Servet ve mutluluğun, makamla ve özellikle de toplumsal-siyasi hiyerarşi içinde yüksek makamlara gelmekle doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlattıktan sonra, yükselmenin tek yolunun üst makamdakilere yaltaklanma olduğunu söyler. Üstelik bunu eleştirel bir tonda ifade etmez. Tersine bunu çok doğal karşılar ve bunu yapmayanları kibirli olmakla suçlar. Daha da ilginci, bu fikrini siyasi, kültürel, dini, ahlaki vb. ilkelerden çok iktisadi bir analizle açıklar. İbn Haldun'a göre yukarıdakilere yaltaklanmaya tenezzül etmeyen insanlar -ki aralarında özellikle alimler ve sanatçılar gibi yetenek ve akıl sahibi insanlar vardır- kendilerini diğer insanlardan değerli ve üstün görürler. Önemli hükümdar ya da alim soyundan gelenlerde bu yanılgı sık görülür. Bu insanlar, kendilerinde olduklarına inandıkları üstün yetenekleri ya da soydan geldiğine inandıkları ayrıcalıklarına binaen halkın kendi emeklerine olan ihtiyacını gerçekten olduğundan daha fazla olduğunu zannederler. Adeta, özel bir çaba göstermeden servet ve mutluluğu hak ettiklerini düşünürler. Dolayısıyla da servet sahibi olmak için üst makamlara boyun eğme ve yaltaklanma ihtiyacı duymazlar. Oysaki genelde halk bu tür şişkin egolu insanları sevmediği gibi, üst makamlarda oturanlar da bekledikleri türden davranışları görmedikleri için bu insanlara ihsan bahşetmezler. Sonuçta bu insanlar servet ve mutluluğa kavuşamaz, yoksulluk ve sefalet içinde kalırlar.
Sayfa 70·Kitabı okudu