İstanbul, yüzyılın dönümünde, ayrı iki şehir halindeydi. Haliç'in kuzeyinde Pera, yani Beyoğlu yükseliyordu; Hristiyanların şehri. Güneyindeyse İstanbul tarafı; Müslümanların şehri. Limanın üstündeki Galata Köprüsü'nden geçmek, bir dünyadan başka bir dünyaya, bir tarih çağından öbürüne geçmek demekti...
...Yaşıtlarının çoğundan hala kendini ayrı tutuyordu. Onu konuşturmak, içinden geçenleri ve amaçlarını öğrenmek istedikleri vakit, onlara sadece '' Önemli bir insan olacağım '' demekle yetiniyordu. Birşeyler olmak hırsı tam yönünü bulamamış olsa bile, içinde tutuşmaya başlamıştı...
...''Tekel varlığını korursa daima hükümetin tepesinde olacaktır. Onun kendi kendini dizginlemesini beklemiyorum. Eğer bu ülkede Birleşik Devletler hükümetini satın alacak büyüklükte adamlar varsa onu mutlaka satın alacaklardır.'' ( Woodrow Wilson )