Gözlerinizin ürkek ve kararsız bir şekilde karşılaştığı rastlantısal bir bakışta ne kadar çok söylenmemiş istek,düşünce ve bunların anlaşılması korkusu ifade edilir!
Romanın akışı harika. Çok nadir bölümlerde akış olarak zorlansam da gayet beni tuttu. Klasik bir Dostoyevski romanı diyebiliriz.
Neredeyse tüm karakterleri derin işliyor.Hepsinin hayatından düşüncelerini ve izlerini alıyoruz.
Ben kitabın akışını kaybetmemek için biraz hızlı okudum ve gerçekten zaman ayırdım çünkü içine çekiyor ve devamlılığında merak uyandırıyor.
Prens Mışkini konuşmak gerekirse saflık,dürüstlük,iyi niyet ve epilepsi hastası olan bir kahramanımız. Onun çevresinde ise sözde olağan döngüde ilerleyen toplum. Salt karakter kalan Mışkin gibi duruyor ve karakterimize çevresindeki toplum devamlı olarak *Budala* kelimesi kullanıyor. Ben bunu biraz yadırgadım çünkü herkes biraz *budala*dır bazen. Her okuyucu kendini ana kahraman gibi hisseder lakin burada herkes biraz Lev Nikolayeviç'tir.
Karakter isimleri bazen sadece soyadla hitap ediliyor bazen sadece isimle derken çok defa kafam karışıp bu kimdi ya demiştim o yüzden karakterleri bir kenara yazıp ilerlemek iyi olucak. Benim basımım da 2.sayfa da vardı ama sayfayı incelerken spoiler yedim o yüzden siz kendiniz oluşturun.
İyi okumalar.