hadi aldat beni
sanki hic sevmemisim gibi seni ve uyumamisiz gibi beraber
korkularima pranga gerdim
gozyaslarimdan kolye yaptim hadi
aglat beni sonra hic opmemis gibi gozlerimden
ruhumun sancisi
ruhumun sancisini ne bilirsin sen
uyursun uyumak gerek beni aglatmak
sonra gozlerimde yas kalmaz belki kururum
hepten
sen bilir misin çöller gibi
sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım
ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
istanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgar karşı sahilden
fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular
deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
istanbul minareler kaybolmuş
sen yoksun Attila İlhan
Eylül hüzündür bende
Nedendir bilmem, solar çiçeklerim
Solar derdim/in çiçekleri
Bulmak gibi yeniden, her gece
Bulmak gibi her gecede karanlığı,
Öyle keskin, öyle taze
Bir akrostiştir Eylül, ismini sıralayamadığım
Ve ölümüdür baharların, yeşillerin solması
Bir yağmurdur, bir fırtınadır içimde kopan
Sicim gibi yağdıkça, canımdan can alan
Doğumudur fanilerin, doğumudur şiirlerin
Hem başım, hem sonumdur Eylül
Bana bir mektup yazmış, bir mektup
Mektuptan gözyaşları damlıyor
Kırmızı mı nedir rengi, seçemiyorum
Korkuyorum kesikler mi var
Kan desem kan değil,
Islanıyor mektup, tutamıyorum
Ellerimin arasından kayarken seçemediğim
Ellerim titriyor, olduramıyorum
Tutmaya çalışıyorum,
Kucağıma düşünce fark ediyorum
Akıp gidenlermiş gözyaşlarım
Tane tane, sıra sıra kesikler gibi
İrili ufaklı, gülerken ağlamalı
Ağladıkça daha dibe batmalı
Boğulduğum denizi doldurdum gözyaşlarımla
Susmadım, ağladım doyunca
Anılarmış gözyaşlarım, mektup gibi seçemediğim
Anılarmış denizlerim, boğuldukça ölmediğim