Dönüşü olmaz
Ben sevdim mi sonuna kadar giderim; ama bir gün susarsam, dönüşü olmaz. O zaman suaturma beni...
Koan Zen
Adalet nedir?' diye sorana, 'Soruşturanın kendi gölgesidir' denir; çünkü cevap, arayışın kendisinde gizlidir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zen aynı zamanda Budizm’in de en katı ve aşırı göreneksel biçimidir -ve bir yandan da en tabu deviren, devrimci ve anarşizan olanıdır da. Zen’in kökleri Budist geleneğin ta başlarına dek gider- herhangi bir kurucu kutsal metin ya da şaşmaz bir silsile bakımından değil, geleneği başlatan tecrübe anlamında: anarşik zihin! Budizm’in “-izm” kısmını unutun gitsin. Söz konusu şey aslında öğretiler ve inançlarla alâkalı değildir. Budizm adının kökündeki “Buddha” aslında sadece uyanık bir zihin ya da böylesi bir zihne sahip biri anlamına gelir. Ve Zen (ya da Çince adıyla Ch’an) aslında sadece zihnin özgür, yabanıl, uyanık ve farkında olmasına olanak veren ‘meditasyon’ anlamına gelir. Standartlaşmış belli faaliyetlerin (oturarak ve yürüyerek meditasyon, koan çalışması, esrarengiz havalara girmek, aydınlanmış görünmeye çalışmak vs.) ara sıra ya da düzenli tekrarı falan sanılmasın. Meditasyonu sessizce oturmakla eşdeğer kılmak Zen’in kesinlikle savunacağı bir şey değildir. Zen bir yandan absürtle de derinden ilişkilidir ancak yaygın biçimde karikatürize edilen Zen imgesindeki gibi absürt şeyler yapıp söylemeye de indirgenemez. Zen nihilizm değil (Budizm’in geneli gibi) umutsuz bir nihilizm ve katı bir dogmatizm arasındaki Orta Yol’dur (dogmacı birinde Buda doğası var mıdır?). Max Caffard - Zenarşi Nedircikler yayınları
Koan
-bir damla suyun kuruyup gitmesini nasıl önlersin? +denize bırakarak.
"Ebediyetin hayata kavuşması için zaman düzlemine inmesi gerekir ki tüm imkânlarını üretebilsin. Bizim sonsuzluğu bilfiil yaşamamız zaman fikrini mümkün kılar. Yaşanan an, sonsuzluğun adımını zamanın içine attığı ana rastlamalıdır. İşte bu an, “mutlak şimdi” veya “sonsuz şimdi” olarak bilinen şeydir. Ne geride bir geçmişin kaldığı ne de ileride bir geleceğin beklediği, zamanda mutlak bir noktadır.” (D. T. Suziki, Koan Zen'le Yaşamak, 2019)
"Osho" İletinin devamı (2)
Bir yazıyı okurken nadir olarak bu kadar zevk alırım, paylaşmak istedim. Sevgi niçin çok acı verir? Sevgi acı verir çünkü o saadet için yol açar. Sevgi acı verir çünkü o dönüştürür, sevgi mutasyondur. Her dönüşüm acı verici olacaktır çünkü eski yeni uğruna terk edilmek zorundadır. Eski tanıdıktır, güvenlidir, güvencelidir, yeni olan kesinlikle bilinmezdir. Hiç yelken açılmamış okyanuslara doğru hareket etmek durumundasın. Yeni olanla zihnini kullanamazsın; eski olanla zihin beceriklidir. Zihin sadece eski olanla işleyebilir; bütünüyle kullanışsızdır. Bu yüzden korku yükselir ve eskiyi, konforlu olanı, güvenli dünyayı, rahatlığın dünyasını terk ederken korku yükselir. Bu çocuğun annesinin rahminden çıkarken hissettiği acının aynısıdır. Bu kuşun yumurtadan çıkarkenki acının aynısıdır. Bu kuşun ilk kez kanatlanmaya çalıştığı zaman hissedeceği korkunun aynısıdır. Bilinmeyen korkusu ve bilinenin güvenlik duygusu, bilinmeyenin güvensizliği, bilinmeyenin tahmin edilemezliği kişiyi son derece korkutur. Ve dönüşüm bir kendin olmama haline olacağı için ıstırap çok derindir. Ancak sen ıstırabın içinden geçmeden mutluluktan kendini kaybedemezsin. Şayet altın saflaştırılacaksa ateşten geçmek zorundadır. Sevgi ateştir. Sevginin acısı yüzünden milyonlarca insan sevgisiz bir hayat yaşar. Onlar da acı çeker ve onların acısı boşunadır. Sevginin içinde acı çekmek boşuna acı çekmek değildir. Sevgide acı çekmek yaratıcıdır; o seni daha yüksek bilinç düzeylerine çıkarır. Sevgi olmadan acı çekmek bütünüyle bir kayıptır; o seni hiçbir yere götürmez. O seni aynı kısırdöngünün içinde tutar. Sevgisi olmayan bir insan narsistir, o kapalıdır. O sadece kendini bilir. Ve o diğerini tanımadan kendini ne kadar tanıyabilir? Çünkü diğeri bir ayna gibi iş görür. Diğerini tanımadan asla kendini