Kitap yorumum
8/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:42
SEKİZ BUÇUK METREKARE Sekiz Buçuk Metrekare kitabının yorumuyla sizlerleyim. 25 yıl önce yaşanmış bir cinayet olayı tüm kartların yeniden dağıtılmasına neden oluyor. İşlenen konu biraz sinir bozucu gelebilir. Okurken bazı kısımlarda çok rahatsız olduğum olaylar yaşandı. Kitabın bazı yerlerini pek sevemedim. Genel itibarıyla çok güzeldi ve katil hiç ummadığım bir isim çıktı. Ters köşe olmaya hazır olun. Sekiz Buçuk Metrekare kitabından bahsedecek olursam; İstanbul Kuştepe‘de başlatılan bir yıkım çalışmasında inşaat ustasının dikkati sayesinde bir insan kafatasına rastlanıyor. Olay yerine gelen inşaat sahasının sahibi Halit Tunç, bulunan cesedi ait kafatasını örtbas atmayı düşündü. Ancak kepçe operatörünün açmış canlı yayın ve polise ihbar etmesi inşaatın durmasına vesile oldu. Kuştepe’ye gelen Cinayet Büro Amirliği’nden Başkomiser Feraye ve yardımcısı Komiser Cavit, inşaat yetkilisi ve Tunç holding’in sahibi Halil Tunç ile görüşme yaptı. Ardından Başkomiser Feraye, adli tıptan Aynur Aynur’dan gerekli ön bilgileri aldı. Cesedin 20-25 yıl önce toprağa gömülüp üzerine beton atıldığı tahmin ediliyor. Ceset, dini tahammüllere uygun olarak kefenlenmiş ve kıbleye doğru yatırılarak defnedilmiş olarak bulunduğu söyleniyor. Başkomiser Feraye, büyük bir titizlikle yürüttüğü bu cinayet soruşturmasında hiç ummadığı olaylarla karşılaşacak. 25 yıl önce öldürülen kişi kim? Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar #neokudum #okudumbitti #kitapyorumu #bookstagram #keşfet #erdeminkitapligi #sekizbuçukmetrekare #özlemabutotluoğlu #herdemkitap #sayfa460
Gerilim
Sekiz Buçuk MetrekareÖzlem Abut Otluoğlu · Herdem Kitap · 20262 okunma
Puan vermedi
Bir insanı tanımak istiyorsanız onun geçmişiyle gerçek hikayesini bilmelisiniz! Hırs ve Esaret @_nehir.güzel Doktor Ekin kariyeriyle göz dolduran, bir psikiyatrist, ünlü bir iş insanının kızıyla evli ama eşinin ailesinden hak ettiğini düşündüğü saygıyı bir türlü göremiyor, yazdığı kitap da tutmuyor, Dr. Salih egitim hayatı boyunca ona hem dostluguyla hem de maddi manevi desteğiyle hep yanında olmuş, Ekin bunun bile farkında değil kendine şefkati yok, değersiz hissiyle kendimi sevemiyorum itirafıyla hırslarına da yenik düşmeye meyilli narsöçist birbkışilık, eşinın de evi terketmesi olayları tetikliyor. Erhan, baba siddetıyle büyümüş, lisedeyken bir kazada babasını kaybediyor, anne yatağa mahkum, yardımsever komşu Mehtap ın Erhan' a bir kitap hediye etmesiyle yazma yeteneğini keşfediyor, onu yazmaya teşvik eden de Dr. Ekin çünkü Mehtap onu psikolojik tedavi görmesi için Ekin' in calıştığı hastaneye yatırıyor, tedavinin sona yaklaştığı bir dönemde Erhan hayatını kaybeder. Bu şaibeli ölümü araştıran Komser Tuna kanıtları bulmasıyla bir puzzle gibi parçalar yerine oturacak. İlk kez sevginin yüreklerini kıpırtattıği kaderleri ayni iki genç insan Funda ve Erhan, her ikisine sevgiyle yaklaşan Ekin in de asistanı Şule, öğrendiği sırlar mı terastan atılarak hayatını kaybetmesine sebep oldu, Erhan' ın odasının kameranın kör noktasına denk gelmesi, ayni kamerada Şule' nin terastan düşmesinde de görüntü kaydetmemiş. Salih'in hayatı boyunca sahip çıktığı Ekin' i çözmesi, peki vicdanının sesine kulak verebilecek mi? Kanıtlar tek bir kişiyi işaret ediyor okurken bunu biliyoruz ama satranç tahtasında ilerleyen taşlar yerine Komiser Tuna sayesinde oturacak? Yazardan okuduğum ikinci kitaptı, psikolojik ve polisiye türü kaleme alan
Hırs ve EsaretNehir Güzel · Çınaraltı Yayıncılık · 20268 okunma
Reklam
Puan vermedi·296 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 18:38
"Görmek" yazarın Körlük'ten sonra okuduğum 2. Kitabı. José Saramago'nun tarzı hakkında edindiğim fikre göre eserlerini aynı biçimde kaleme alıyor. Dikkat çeken üslup özelliklerinden bazıları: uzun cümleler, birkaç sayfayı bulan paragraflar, nokta ve virgülden başka noktalama işareti kullanmaması, karakterlerinin isimsiz olması... Bu tespitleri göz önünde bulundurduğumuzda kitabı anlamak -Görmek için söyleyebilirim ki- biraz zorlaşıyor. Özellikle diyalogların da paragrafta yer alması olası bir dikkat dağınıklığında kopukluğa neden olabiliyor. Tabii bu kopukluğa sebep olan şeylerden biri olay örgüsünün akıcı olmamasından kaynaklanıyor. İçeriği özetleyecek olursam roman çok yağmurlu bir seçim gününde başlıyor. Yağmurdan dolayı seçmenlerin zamanında sandığa gelemeseler de yağmur dinmeye başlayınca oy kullanmaya akın etmeleri ve çıkan oyların büyük oranında "beyaz oy" denilen boş oyların kullanılması, seçimin birkaç hafta sonra tekrarlanması ve yine beyaz oyların üstünlüğü sonucunda devletin bu konu hakkında halkın biri ya da birileri tarafından örgütlendiğini düşünmesi anlatılıyor. Kitap, yarısına kadar seçim üzerine giderken yarısından sonra "Körlük"e yöneliyor. Görmek, Körlük'ün konusu olan tüm insanların beyaz körlüğe tutulurken sadece görebilen doktorun karısına değiniyor. Kadın, İç İşleri Bakanına göre 4 yıl önceki beyaz körlükte görebilen tek insan olduğu için seçimlerde de seçmene provokatörlük yapmakla suçlanıyor. Bunun üzerine Kadın ve grubundaki insanlar bir komiser ve iki yardımcısı tarafından takibe alınıyor. Komiser bir müddet sonra yapılan işin doğru olmadığını anlıyor ve görevden uzaklaştırılıyor.
GörmekJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 202422,8bin okunma
7/10
·176 syf.·
2026 27. kitabı
Herkese merhaba. Ayın ilk kitabı Av Kapanı ile geldim. Sara'nın nişanlısı Mert'in av alanında "kaza" sonucunda ölmesi ile başlıyor karanlık olaylar. Sara, kısa bir süre sonra sürpriz bir telefon alır. Telefon ihbar niteliğindedir. Mert'in kaza ile ölmediğini, hatta katilin ağabeyi Doruk olduğunu söyler. Sara bunun şokunu yaşarken Doruk da ortadan kaybolur. Aradan dört yıl geçmesine rağmen Doruk'tan hiçbir haber yoktur. Sara, Komiser Yardımcısı Neşe ile tanışmasıyla ondan yardım ister. Ağabeyinin bulunması ve gerçeklerin ortaya çıkması. İkili Doruk'u bulmak ümidiyle köy evine gider. Karşılarına hiç beklemedikleri biri çıkar. Doruk ile Sara'nın çocukluk arkadaşı Avcı lakaplı Pars. Bu küçük köy evinde büyük bir hesaplaşma başlar. Tüm karanlık sırlar tek tek ortaya çıkar. Gerçeğe en çok yaklaşan ise Alp'tir. Öncelikle atmosfer hoşuma gitti. Issız bir köy evi, dışarıda yağan şiddetli yağmur ve silah sesleri. Hikâye ağır ilerliyor. Karşımıza çok fazla aksiyon çıkmıyor. Onun dışında karanlık sırlar ve bir sürü soru işareti karşılıyor bizi. Ufak tefek dönüm noktası da cabası. Bazı yerler benim için şaşırtıcıysı. Karakterler hoşuma gitti. Verdikleri tepkilerin bize aktarımı gayet iyiydi. Onlarla aynı şeyleri yaşıyor ve hissediyorsunuz. Son ise olması gerektiği gibiydi. Tatmin ediciydi. Av Kapanı'nı yazarın gelini Cemre Hanımefendi sayesinde okumuş oldum. İyiki de okumuşum. Beni bu kitapla tanıştırdığı için teşekkür ederim. Polisiye severlerin şans verip okuması gerektiği bir kitap. Av Kapanı Nilüfer Al
Polisiye / Gerilim
Av KapanıNilüfer Al · Doğan Solibri Yayınları · 20262 okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 22:38
Herkese merhabaa! :) #UmutSerisi’nin tam beş yıldır beklediğim beşinci kitabı Güz Gözleri ile geldim bugün… Serinin ikinci kitabı Asi ve Mavi Günnur’unun öyle bir kız kardeşi vardı ki… Zavallı Günnur’un tüm hayatını altüst etmiş, bunu yaparken kendi hayatını daha da beter hâle getirmişti. Aradan yıllar geçiyor ve bu kitapta o kız kardeşin, yani Selnur’un bambaşka bir yüzüyle karşılaşıyoruz. Geçmişte yaptığı her şeyden hâlâ büyük bir pişmanlık duyarak kendini suçlamaya devam eden, hayatın sillesini yemiş ve çektiği acılarla olgunlaşmış; Rabb’ine yönelip tüm hatalarına bedel olacağını düşünerek yalnızlığı seçmiş bir kadındır o artık. Tek gayesi ise eğitim verdiği öğrencilerinin kendisi gibi büyük hatalara düşmelerine engel olmaktır. Onları korumak için başı sürekli belaya girse de, sık sık nezarethaneye düşse de bu gayesinden vazgeçmez. Mehmet komiser ise sürekli nezarethaneye düşen, kafasının dikine giden ve kimseye eyvallahı olmayan bu genç kadın için endişe duymadan edemiyordur. Bir yanı onunla evlenip onu tüm pisliklerden korumayı deli gibi isterken diğer yanı yıllar önce ölen karısına karşı büyük bir suçluluk hissediyordur. Fakat, Selnur’un geçmişinden çıkagelen kirli yüzler işin içine girince daha fazla dayanmaz ve onu evliliğe ikna eder. Suçluluk hissini bastırmak için ise kendine ve genç kadına bunun yalnızca bir mantık evliliği olduğunu söyler. Selnur’a olan hislerini kabullenmeye hazır olduğundaysa hiç beklemediği bir şey olur ve öldü sandığı eski karısı geri döner. Selnur’un kendini sürekli suçlu hissetmesi, toplum baskısı, o çirkin yaftalamalar ve en çok da Mehmet’in deli eden dengesiz ve hadsiz tavırlarıyla, kitabın yaklaşık ilk yüz sayfası fazlasıyla sinir bozucuydu. Yazarı bilmesem, güvenmesem o dakikada okumayı bırakırdım. Ama iyi ki yazara güvenmeyi
1000Kitap
Güz GözleriŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 202583 okunma
10/10
·224 syf.··
2026 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:41
Büyükada’nın huzurlu atmosferinde, Rum Yetimhanesi’nin gölgesinde başlayan bir gezi ne kadar karanlık bir kâbusa dönüşebilir? Mimar Sinan Fakültesi öğrencisi Berkan ve Melike’nin kafalarını dağıtmak için çıktıkları bu yolculukta başı kesilmiş, çürümeye yüz tutmuş bir cesetle tam bir kırılma noktasına ulaşıyor. Goncagül Haklar, "Ölüm Soğuk" adlı polisiye romanında okuyucuyu tam da bu dehşet anıyla selamlayarak içine çekiyor. Kimlik tespiti neredeyse imkansız olan bu gizemli ceset, adli tıbbın duayeni Adil Hoca’nın ellerine teslim edildiğinde ise sıradan bir cinayet dosyası, sınırları aşan bir bulmacaya dönüşüyor. Adil Hoca’nın "Katil inatçıysa ben de inatçıyım" diyerek iğneyle kuyu kazar gibi yürüttüğü otopside maktulün bir organ vericisi olduğu ve Japonya bağının bulunması, Cinayet Büro’nun deneyimli ismi Nihat Komiser ve ekibe yeni katılan Gülcan Komiser için akıl almaz bir takibin başlangıcı oluyor. İstanbul’da başlayan bu vahşi düğüm Japonya’dan Kamboçya’ya, oradan sırlar dolu geçmişiyle Van’a kadar uzanırken, her cevap aslında yepyeni bir soruyu doğuruyor. Okurken kendinize sürekli bu bir tarihi eser kaçakçılığı mı, yoksa maktulle bağı olan ve aniden ortadan kaybolan Ezgi’nin sessizliğinde saklı bir intikam öyküsü mü? ​Prof. Dr. Goncagül Haklar, alanındaki mesleki uzmanlığını ve detaylara olan hakimiyetini kurguya o kadar rafine bir şekilde yedirmiş ki, adli tıp incelemelerinden tarih ve arkeoloji bilgilerine kadar uzanan yoğun satırlar okuyucuyu bir an bile boğmuyor. Hikayede çok fazla karakter yer almasına rağmen, ne olayların akışı kesintiye uğruyor ne de o yüksek tempo sekteye uğruyor. Sayfalar boyunca ipuçlarını birleştirip katilin kim olduğuna dair teoriler üretirken, finalde karşılaştığınız o büyük ters köşe ise tüm tahminlerinizi boşa çıkarıyor.
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
Reklam
Reklam