Hafta sonu telefondan, tabletten, televizyondan daha güzel bir aktivite varsa o da ailecek dışarı çıkmak, sohbet etmek,birlikte sofra kurmak, birlikte pişirmek ve birlikte miskinlik yapmaktır.
Birçoğumuz ebeveynlerimizin bize yaptığı bir şeyin hayatimizi mahvettiği düşüncesine saplanıp kalmışızdır. Bu doğru ya da çarpıtılmış anılar yüzünden, ebeveynlerimizin yaptığı güzel şeylerin gölgede kalmasına sebep oluruz. Ebeveynler ebeveyn olma yolunda ilerlerken istemeden çocuklarına acı çektirirler. Bu kaçınılmazdır. Problem ebeveynlerimizin bize yaptıkları değil, bizim hâlâ bu olanları nasıl algıladığımızdır. Genellikle, ebeveynlerimiz bize zarar verdiğinde, bu kasten değildir. Çoğumuz ebeveynlerimizden yeterince ilgi göremediğimizi hissederiz. Fakat ebeveynlerimizle barışık olmak, onlardan aldığımız ve alamadığımız her şeyle barışık olmak demektir. Bize verilenlere bu açıdan baktığımızda, her zaman gösteremeseler dahi sadece iyiliğimizi isteyen ebeveynlerimizden güç alabiliriz.
Bir ebeveynimizi diğerinden daha altta gördüğümüzde, varlığımızın kaynağına ters düşmüş oluruz ve kendi içimizde bilmeden bir uçurum oluştururuz. Yarımızın annemizden, yarımızın babamızdan geldiğini unuturuz.
Ebeveynlerimizle barışmamız çok önemlidir. Bunu yapmak sadece içsel huzurumuzu arttırmakla kalmaz, aynı zamanda bu uyumun bir sonraki nesillere aktarılmasına da izin verir. Ebeveynlerimize karşı yumuşayarak ve bu yolda engel teşkil eden hikâyeyi bırakarak nesilden nesle aktarılan bu acının anlamsız tekrarını durdurabiliriz.
İlişki bağında bir kopukluk deneyimledikten sonra bir çocuk annesiyle yeniden bağ oluşturma konusunda tereddütlü davranabilmektedir. Bu bağın yeniden kurulma şekli sonraki ilişkilerinde bağlanma ve ayrılma konusunda bir şablon oluşturabilmektedir.