Şiddetli bunalım - majör depresyon - tedavisinde, bunun en şiddetli biçimlerinde en son başvurulan tedavi, beyne elektrik akımı verilerek uygulandığından dolayı şok tedavi de denilen terapidir. Bu metod, genelde "Guguk Kuşu" filminde sadist bir hemşire tarafından hastalara boyun eğdirmek veya onları cezalandırmak için kullanılan iğrenç bir tedavi olarak bilinir. Filmdeki olaylar geçmişte yaşananlara çok da uzak değildir...
Bu anlatılanlarda bizim altını çizmek istediğimiz husus, uzaktan beyin kontrolünde de, kanundışı bir iş olması ve amaçları bakımından kurban diye nitelenen kişinin, kendisinden istenilen davranışın gerçekleşmesi için, sözkonusu şoklara uğraması-uğratılması içindir; amaç doğrultusunda yönlendirme ve ceza niyetiyle...
Benim, KARTAL'dan Bakırköy Akıl Hastanesi'ne, bu işi gerçekleştirenlerin alayları altında -ki yolda gördüğüm marifetleriyle- kaldırılmamdan sonra, erkek doktora durumu özetleyici "beyin kontrolü"nden bahsedince, "sen düşüncenin okunabileceğine inanıyor musun?" dedi; hâliyle benim anlatacağım bir şey kalmadı.
KARTAL'dan daha şiddetli, uzaktan yapılan Telegram; düşünün hastanedeyim, yani zaten bunalım geçirmiş(!) diye. Bana, anlatacaklarıma uçuk-kaçık demesinler diye susmam üzerine, elektroşok yapmak için, eşimden istenen izin; ve benim bunu gayet tabii ki tasvip etmeyeceğimi bildiği için, onun kabul etmemesi. Neticede, feci halde hırpalanmış bünyemin kuvvetlendirilmesini sağlayan bir tedaviden sonra, majör depresyon teşhisiyle, işin aslı değil de, aslın neticesi bir yerde değerlendirilebilecek bir teşhisle, oradan ayrıldım...
Bunlar, 2000 senesinin işleri; devamıyla, o günden bugüne 11 sene geçti.