Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri inci-mercan eserlerinin bir köşesinde de diyor ki:
"Sâni, masnû içinde olamaz."Bu hakîkate en çok tohum misâliyle yaklaşıyorum ben. Evet. Tohum. Çünkü tohum zâhirî nazarda hem inşâ edilen hem yıkılandır. Yâni, bir tohum çimlenmeye durduğunda, aslında kendisini yıkmaya durmuştur. Başkasını inşâ ederken benliğini yıkmaya başlar. Çürür. Fakat o çürümenin içinde hayat vardır. Yepyeni bir varoluş vardır. Tohumluktan çok aşkın bir inkişâf vardır.O yüzden tohumun hâli hem masnû hem Sâni olmayı kaldıramaz. Zira yaratan olmak kendisi kalabilmekle mümkündür.Bir mîmar yapacağı binayı her gün başka bir "şey"e dönüşerek inşâ edemez. Bir inşâ faaliyeti yürütmek özünde intizâmlı bir faaliyet yürütmektir. Bu da fiilerin tamamının bir bütünün amacına hizmet etmesi anlamına gelir. Aynı amaca hizmet etmek insan bedenine kıyasla ruh sahibi olmak gibidir. Bütün zerrelerin birbirinin amacında olması lazımdır. Bütünün amacına hizmet etmesi lazımdır. O sayede bütünlük devam edebilir olur.Eğer bir mîmar, inşâ faaliyeti sırasında, sabitesi kalmayacak şekilde değişken olursa, elinden çıkan fiiller de düzenliliğini yitirir. Kendisi olmayı hatırlamayanlar vâdeli eylemlerde bulunamaz. Hâfızası olmayanın düzenliliği yoktur. Ruhu olmayanın bir amacı takip etmesi mümkün değildir. Hâfıza yokluğunda irâde de yok olur. Değişkenlik, sahibiyle birlikte, fiillerin arasındaki bağları da yok eder. Fiillerin bağı kalmadığında, yani bir amacı takip ediyor olmadıklarında, vücûd sahası terkedilir. Denilebilir ki hattâ arkadaşım: Her türden bomba en özünde mezkûr sulhü bozmaya dayanır.
__Bu pencereden baktığımızda "kanun" kabilinden kâinatta gördüğümüz her tekrarın aslında "büyük bir hâfızanın izleri" olduğunu söyleyebiliriz. Fizik eşyanın "nasıl eyleyeceğini hatırlaması"
Allah'ın (cc) mahlukatından herhangi birisi sana selam verirse o Mecusi bile olsa selamına cevap ver.
Çünkü Allah (cc) Size biri selam verdiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla karşılık verin.