Refik Halid Karay'ın Karlı Dağdaki Ateş romanı mevzuunu Anadolu'dan Bursa'dan alan tek romanı. Bu eserde, Bursa'nın yüksek sosyetesini teşkil eden insanlardan; onların, birbirleriyle olan münasebetlerinden ve müşterek eğlencelerinden bahsedilmiş. Romanın asıl kahramanı genç ve güzel bir kız olan Binnur'un hayatından alınan bir kesitle başlıyor, eserin devamında genç kızın başlangıçta anlatılan duruma nasıl geldiğ hikâye edilmiş; burada önce Binnur'un trajedisi ortaya konmuş; sonra bunun etrafında genç kızın fizikî ve psikolojik yapısı, içtimâî seviyesi, bilgisi, anlatılan vak'ayla olarak münasebette bulunduğu kimseler vak'anın akışı içinde anlatılmış. Sıradan bir aşk romanı, Yeşilçam'ın klasiklerinden... Roman'ın dili ve üslûbu güzel... Vakur Çayseven
Birbirini gerçekten seven bir kadın ve bir adam...
Yer yer birbirini tamamlayan yer yer de farklılaşan iki mizaçta bir derin sevda.
Bir süre sonra her fani gibi onlar da, ilişkilerinde sorunlar yaşamaya başlarlar..Belki derinlikli belki derinliksiz sorunlardır bunlar ama sorundur sonuçta.Belki aşırı sevginin getirdiği bir dengesizlik,belki sevdiği tarafından kanıksanmış olduğu vehmiyle içine düşülen tedirginlik ve korkular.Belkin eski heyecanlarının yerini aldığına inanılan laubalilik,belki birbirini iyice incitmeye varan nevzuhur tavırlar.
Sert bir kavganın ardından ortak bir karar alırlar.
En az otuz üç günü, birbirleriyle hiçbir şekilde görüşmeden geçireceklerdir.
Bu sürenin ilk üç günü zihin toplamayla geçirildikten sonra, geriye kalan bir ayda, sadece yazışacaklardır birbirleriyle.
Bir gün biri yazacaktır, bir gün öbürü. Telefonlaşmanın bile olmadığı, sadece satırlarda vücut bulacakları bir süredir bu.
Bir aylık yazışma sürecinin sonunda yine ortak bir kararla ya süreyi biraz daha uzatacak ya da terkar biraraya geleceklerdir.
Böylece kendilerini tamamen hasret, duygusallık ve romantizm dolu gerçeküstü bir dünyaya hapsederler.
Kendi elleriyle kurduklarıyla bu dünya da bazen kadın-erkek çatışmalarına dair epey derin analizlere girişirken ,bazen de düşünsel sağlıklarının kıyılarına demir atarlar.Bazen iyice çocuksulaşırlar,bazen de ciddi özeleştiri ve muhasebeler yaparlar.Bazen coşkulara kapılıp edebî değeri olmasa da yürek değeri olan şiirler yazarlar birbirlerine,bazen de sitemler alır gider başını.
Bazen biri öbürüne güçlülük telkin ederken kendisi zayıflıklarının douklarında gezer,bazen de öbürü aynı.
Anılara gömülürler; sık sık "Hatırlıyor musun?.." diye başlayan cümleleri özlem ateşlerinin üzerine serpilen minik su damlacıklarıdır sanki.
Dar bir dünyanın
Sayfaları eksik yayımlanıp Nilgün Marmara’yı mezarında rahat bırakmadıktan sonra tekrar yayımlanan eseridir ölümünden sonra yayımlandığı için insanlar gerçekleri gizlemek istemiştir ama o zaten bu dünyanın neresinden dönersen kârdır diyerek her şeyden vazgeçmişti, o koca kalabalığın içinde yalnızdı