David Hume'un da açıkça belirttiği gibi, tecrübeler-deneyler kendi başlarına, zorunlu ve küllî bilginin kendisi değildirler. Bir tecrübeler-deneyler toplamıyla ilmî bir bilgi teşkil edilmiş olmaz. Bilgilerimiz, zorunlu ve küllî olabilmeleri için hassa verileri kadar, aklın verilerine de dayanmak zorundadırlar. Aklın tecrübî verileri üzerindeki tasarrufuyla deneyler bilgiye dönüşürler ve bilgilerimizin mahiyeti "a priori-deney öncesi" bir kimliğe bürünür.
Sayfa 71 - 72 I. Bölüm, Bir Başka Fasl-ı Makal, -Birinci Wittgenstein ve Metafizik-, Nehir Yayınları, İstanbul 1987