Ben vazgeçtim, bütün âlemden el çektim. Şimdi sen de diyorsun ki: "Hiç iyi değilim, ya içimde bir rahatsızlık var yahut bir sıkıntı var bende." Çünkü sen benim canımın içindesin, orada yer tuttun. Can içinde etki yapıyorsun. Ey Efendi, Çelebi!
Çalab, Moğolcada Tanrı anlamına gelir. Allah adamı, ilâhı anlamına gelen bu sözün, Farsça isim-i mensup olduğu, yahut 'balı, arı gibi Türkçe kaidesiyle çalabdan gelen ve nisbet bildiren bir kelime bulunduğu muhakkaktır. Mevlanâ soyundan gelenlere denir ve addan sonra söylenir. Yalnız Mevlanâ’nın halifesi Hüsâmeddin Hasan’a Mevlânâ soyundan olmadığı için «Çelebi» sözü, adının başına getirilerek «Çelebi Husâmeddin» denir. Ana tarafından Mevlânâ soyundan gelenler, «înas Çelebilerden» diye kayıtlanır.
Aynı zamanda Çelebi, kibâr, -soylu, boylu, zarif, efendi anlamlarını da ifâde eder; bu çeşit adamlara, Çelebi adam denir, XVI. yüzyıl sonlarına kadar «Çelebi», bilgin ve soylu kişilere verilen bir sıfat olarak kullanılmıştır.
Yorma beni Çelebi, gel bana, gir içeriye. Bir an teslim ol, çünkü meşrebin pek tatlı senin.
Ben sustum, afsununu dilsiz öğret bana a benim doğuyu da tirtir titreten güzelim, batıyı da.