1982 Nobel Edebiyat Ödülü almış olan kitap; failinin de maktülünün de gayet açık bir şekilde ortada olduğu ve hatta cinayetin işleneceğinin herkes tarafından açıkça bilindiği bir cinayet romanı. Akışı ve dili bana biraz farklı geldi. Neyi kimin ağzından okuduğumuzu bazı kısımlarda çözümleyemedim. Diğer cinayet romanlarından da alışık olduğumuz şekilde kitap oldukça fazla karakter barındırıyor bu da bazen beni hikayeden kopardı diyebilirim. Ona rağmen kitabı oldukça sevdim.
Bir tür "namus cinayeti" olarak adlandırılan bu olayı; olaydan yıllar sonra maktülü de failleri de yakından tanıyan birinin ağzından okuduğumuzu söyleyebilirim. Kitap, konu bakımından klasik cinayet romanlarının aksine bir katili bulma hikayesinden ziyade cinayet sürecini baştan sona -ileri geri hareketlerle- inceliyor. Başladığınızda katili bildiğiniz için o kadar da cazip gelmeyen kitap sonlarında size aslında eylemi gerçekleştiren kadar önceden olacakları bilen, olmadan önce veya olay sırasında sessiz kalan, olayı görmezden gelen herkesin de bu suçta payı olup olmadığını sorgulatıyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Ay o kadar güzeldi ki spoilersız nasıl anlatılır bilmiyorum. Agatha Christie okumayanlar ya da klasik polisiye okumaya nerden başlayacağını bilemeyenler için güzel bir başlangıç kitabı. Siz hiç fark etmeden kafanızın içine girip kitabı bitirdiğinizde bile beyninizin gri hücrelerinde yaşamaya devam ediyor. Evet, Hercule Poirot o çok takıntı haline getirdiği küçük gri hücrelerimizi kullanmamız için elindem geleni yapıyor. Lütfen konu özetini başka incelemelerden okuyunuz ben şimdi buraya sadece düşüncelerimi yazmak istiyorum. Kitabım finali beni çoook geçmişe götürdü. Ortaokuldayken okuduğum bir polisiye kitabına. Sherlock Holmes diye aldığım ancak Sherlock ismini kullanarak başka bir hikaye yazan bambaşka bir yazarın kitabını okumuştum. O zamanlar Sir Arthur Conan ismini bilemiyordum bile. O kadar yeniydim bu polisiye kitabında. Neyse bunu da ufak bir dipnot olarak bırakmak istedim. Final beni bu yönüyle geçmiş götürdü. Lakin şu anda, tüm kitap sayfa sayfa kafamın içinde. Dünümü, bugünümü ve yarınımı kapsıyor. Ölümsüz bir kitap. Efsane bir son.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazarın kalemini beğenince bu kitaptan devam etmek istedim. Çerezlik gözüyle bakabileceğim bir kitabın içi dolu dolu çıktı. Polise romanı okur gibi okudum. Ana karakterimizin öleceği başından beri belliyken kitap boyunca bu ana hazırlanıyoruz. Eski dönemlerde birden farklı millet ataerkil toplum olabilmeyi başarmış olmasına oldukça şaşırdım. Yazarın sevmediğim tek yanı en önemli olayları iki üç cümlede anlatmış olması. Ayrıca merak edilen karakterleri de üstün körü işlediğini düşünüyorum. Kitap asla zaman kaybı değil. Elinizden bırakmadan okuyacağınız bir kitap. Ama şunu bilin ki, ne olursa olsun Santiago Nasar’ı ölümün soğuk elinden kurtaramayacaksınız.
Bu kadar güzel hazırlanmış bir kitap daha önce görmedim tamamı gerçek cinayetlerden oluşmuş minik çizimlerle beraber kısa kısa yazılmış . Eğer bu temayı seviyorsanız bakın ,baktırın.
Çok beğendim açıkçası, arkadaşımın tavsiyesi üzerine başlamıştım. Bayıldım. Olay örgüsü aşırı sarıyor insanı. Beklenmeyen durumlar ve kişilerin ortaya çıkması sizi dumura uğratıyor. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
İtiraf ediyorum ilk kez Livaneli’nin kaleminden böylesine akıcı ve merak uyandırıcı bir kitap okudum. Diğer kitapları (Mutlukuk ve Leyla’nın Evi) kasvet doluyken bu kitap bambaşka bir boyutta…
Ortada çözülmesi gereken bir cinayet, kardeşinin hikayesi var. Şimdi söyleyeceklerim spoi sayılmaz ama yine de dikkat edin.
Okurken şu hususa dikkat etmenizi öneririm:
Hikayeye hangi gözden bakacaksınız? Asla kendinizi bir karakter yerine koymayın.
Son sayfaya geldiğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız. Okunması gereken keyifli ve merak uyandırdı bir kitaptı