Bir hükümdarın zekası hakkındaki ilk kan'ı çevresindeki adamlara bakılarak verilir ;bu adamlar yeterli ve sadıklarsa hükümdar her zaman akıllı sayılabilir.
Her şeyden önce Fransız Devrimi'nin hedefi ve sonucu, yalnızca devlet iktidarını feodal aristokrasiden tüccar- kapitalist burjuvaziye geçirmek, devletin eski baskı aygıtını kısmen parçalayıp yerine yenisini (örneğin, Ulusal Halk Ordusu'nu) koymak değil, bir numaralı ideolojik devlet aygıtı olan kiliseye saldırmak da olmuştur. Böylece ruhban sınıf sivil kimliğe dayalı olarak oluşturulmuş, kilisenin mallarına el konulmuş ve Egemen bir rol oynayan devletin dinsel ideolojik aygıtının yerini alacak yeni ideolojik devlet aygıtları yaratılmıştır.
Entelektüel olsa bile devrimci biri değildi Platon, iflah olmaz bir gericiydi. Ama kendini kandırmıyordu ve sınıflı bir toplumda sıradan baskının tek başına üretim ilişkilerinin yeniden-üretimini sağlayamayacağını bilecek kadar siyasi deneyim sahibiydi.üretim ilişkilerinin yeniden-üretimini en kusursuz biçimde ancak güzel yalanlar tarafından,yani ideolojisi tarafından sağlanabileceğini (buna ilişkin bir kavrama sahip olmasa bile) daha o zamandan biliyordu. Bizim modern "anarşist devrimci" " yöneticilerimiz" ise bilmiyor bunu.