Diriliş MuştusuSezai Karakoç
"Diriliş erleri için yazılmış bir ilham kitabı"
Bazı kitaplar vardır; sadece okunmaz, yaşanır. Kalbe işlenir, zihinde yankılanır, insanın iç sesine tercüman olur. Sezai Karakoç’un Diriliş Muştusu da işte bu nadir eserlerden biri. Özellikle “Gece Yarısı Kütüphanesi” ve “Rezonans Kanunu” gibi popülerleşmiş fakat derinlikten yoksun kitaplardan sonra bu eseri okumak, adeta zihnime ve ruhuma bir panzehir etkisi yaptı.
132 sayfalık bu küçük ama yoğun kitap, bana göre tam bir başyapıt. Bir solukta, sadece bir günde okudum. Üstelik bu, okuduğum 30. Sezai Karakoç kitabıydı. Her eseri gibi bu da hayatıma derin izler bırakarak girdi. 10/10 veriyorum. Çünkü hem dilinin sadeliğiyle hem de anlattığı hakikatin yüceliğiyle bu puanı sonuna kadar hak ediyor.
Üstad Karakoç’un kalemi; sadece edebî bir üslup değil, bir ruh mimarisidir. Diriliş Muştusu'nda da bu mimari büyük bir dikkatle, ilmek ilmek işlenmiş. Kitap boyunca diriliş eri kavramı üzerinden İslam medeniyetinin yeniden ihyası için gerekli olan kişilik inşasına dair eşsiz izlekler sunuluyor. Diriliş eri; asla yılmayan, yalnız kalsa bile geri adım atmayan, sarsılmaz bir sabır ve istikametle yürüyen kişidir. Öyle bir kişilik ki, seküler dünyaya karşı yalnızca düşünceyle değil, ruhla, iradeyle ve imanla karşı durur.
Muştu kelimesi, zaten bir müjde taşır. Bu müjde, yalnızca bireysel bir uyanış değil; toplumsal, kültürel ve medeniyet ölçeğinde bir yeniden diriliştir. Kitap boyunca bu müjdeyi taşıyan cümleler, hem edebî bir yoğunluk taşıyor hem de adeta çağrılarla dolu. Karakoç, her satırında okura “Haydi kalk, harekete geç!” diyor. Bu yönüyle eser; sadece bir fikir kitabı değil, aynı zamanda bir çağrı metni gibidir.
En çok etkilendiğim
Diriliş, aydın işidir. Ama, halktan ve insanlıktan kopuk olmayan, tam tersine onların hakikata muhtaç olduklarına şüphe edilmemesi gereken ruhlarıve şahdamarlarıyla can ve kan birliği ve ilişkisi içinde bir kader ilgisi taşıyan aydın işi. Sanat, düşünce, inanç ve ahlak alanlarında, Allah'tan başka hiç kimseden hiç bir şey beklemeyerek, önce örnek olmak, sonra kalıcı eserler, izler ve hatıralar bırakmak, böylece gerçek ve ideal insanlığa karşılıksız hizmet etmek, şiarlan olmalıdır o aydınların. Belki hor görülecekler, küçümsenecekler, ezilecekler, unutuluşa terk edilecekler, şüphesiz çilenin her türlüsünü çekeceklerdir. Ama, bu ateşten yakıcı imtihanı vermekte sabırlı olur ve dayanırlarsa, şüphesiz, bunun karşılığını göreceklerdir. Bir gün, Allah, onlara kapılan ardına kadar açacaktır.
Diriliş, özgür bir sestir. Diğer bir deyişle, bir özgürlük sesidir Diriliş. Ya da, doğrudan doğruya, özgürlüğün sesi...
Diriliş, özgürlüktür. Özgürlüğün ta kendisidir. Kaskatı kölelikten, esirlikten, ya da onların ters taraflarından özbenliğe geçirilen ten giysileri olan gururdan, benlikçilikten üstüne gölge düşürülemeyen varoluş özgürlüğü...
Ona egosuyla gelen, aşılmaz bir duvara çarpar. Ona gelen, onda fani olmalıdır. O zaman, damağında gerçek özgürlüğün ebedi tadından bir lezzet bulacaktır.
Diriliş, özgürdür; dirilişçi özgürdür. Diriler özgür olur. Ölülerin özgürlüğü olamaz. Ölüm, fizikötesi anlamında değil de, dünya içi anlamında, özgürlüksüzlüktür.
Diriliş, bir özgürlük kültürü ve uygarlığıdır. Doğu ve Batı kültürlerine karşı özgürdür diriliş kültürü. Hakikat uygarlığı olan islâm'ın yeniden açan özgürlük çiçeğidir diriliş kültürü.
Sen ey diriliş eri, yaralanırsın, ruhundan ve yüreğinden yaralanırsın, işte o vakit, bil ve iyi bil ki, Diriliş de ruhundan ve yüreğinden yaralanmıştır...
İslâmın dirilişi, insanlığın dirilişi ile içiçedir. İnsanoğlunun kireçleşmiş inanç damarlarını genişletmek, tıkanmış düşünme yollarını açmak, nasırlaşmış duyarlılığını uyandırmak, darlaşmış ahlâk ve davranış dünyasını kısırlık ve katılıktan kurtarmak, öç ve kin yerine sevgi ve af, barış ve bağışlama duygularını kanatlandırmak, kolay olan öldürücü yolu değil, zor da olsa diriltici yolu seçmek, hakikati bulmakta sonsuz arzulu ve iradeli, buldurmakta sonsuz sabırlı ve tahammüllü olmak, güçlü insanların başvurdugu derinden ve ruhtan kavrama yöntemini kullanmak suretiyle islâmın dirilişi, yani insanlığın dirilişi idealini gerçekleştirmek. İşte, beklenen yeni insanı getirecek olan usulün ana çizgileri.