"Tefekkür-i mevt, insanın başına gelen musibetlerin üzüntüsünü hafifleteceği gibi, kişinin kendi ölümünü de kolaylaştırır. İnsanı huzursuz eden ve azāba sürükleyen dünya muhabbetini azaltır. Çünkü dünyanın geçici mal, mevki ve güzelliklerini sevmek ve onları aşırı bir şekilde arzulamak, her türlü günah ve rahatsızlığın esas sebebidir. Cenâb-ı Hak gönlümüzü bu gibi nefsânî muhabbetlerden pâk eylesin! Kalbimizi zikir ve muhabbetullah dergahı kılsın! Amin!"
En büyük gâye, âhiret saâdet ve selâmetidir. Bin sene yaşayan ve birçok hazineye mâlik olan bir kişi bile, ölümden sonra, dünyadaki hâllerini yalnız bir rüya makamında telâkkî eder. Ebedi kalacağı hâneyi îmar ve tenvir etmeye muvaffak olamamışsa, devamlı âh-vâh eder, vâveylā koparır, büyük bir pişmanlıkla feryâd ü figân eder. Cenâb-ı Hak cümlemizi (kâmil bir îmân ile ebediyet yurdumuzun îmârına) muvaffak buyursun! Dünya muhabbetinin zerresini bile nasib etmesin! Amin!"
"«Asıl hür, nefsinin (esîri değil) emîri olan kimsedir!» hükmünce Cenâb-ı Hak bizleri, nefs-i emmâreye âmir, nefs-i mutmainneye de nail eyleyerek; «Gerçek kullarım arasına katıl ve cennetime gir!» (el-Fecr, 29-30) güzel hitabına lâyık buyursun! Amin!"
"Ya Rab,kime gideyim? Kimim var? Ya Rab, çekemeyeceğim yükü bana yüklemezsin. Allah'ım, mümin olarak benim canımı al. Ya Rab,beni kapından ayırma. Ya Rab,ya Rab!.."
"Allah'ım! Sen'in gazabından rızâna, azabından affına ve Sen'den yine Sana sığınırım! Sen'i layık olduğun şekilde medh ü senådan âcizim! Sen kendini nasıl medh ü senā etmişsen öylesin! "
Sayfa 137 - Kampanya Kitapları, İstanbul 1438 / 2016·Kitabı okudu