d

Düşünce - Tarih

0 üye
Takip
İçsel Arayış ve Bilime Yansımalar
Puan vermedi
İçsel Arayış ve Bilime Yansımalar            ༄ ༄ ༄ Gündelik hayat içindeki ihtiyaç ve uzun süreli ihtiyaçları karşılamak için alternatif yollar bulmak, olanı daha da iyi hâle getirmek yeni fikirlere ihtiyaç olması yanında kalıplaşmış fikirleri de yıkmak yerinde bir harekettir. Bilgi ve deneyimi harmanlayarak zihinsel üretim yapma potansiyelinin çarklarını hızlandırmak, buluş ve üretim saadetinin güven ve cesaret nefesinin lezzetini hissetmek özel bir yere sahiptir. Kıta Avrupası'nın bilimsel ve teknik keşifleri kendinden önceki Ortadoğu, Uzakdoğu Medeniyetlerin her türlü keşiflerinden farklı olarak seri üretim yapıp ticarete dönüştürmeleri ile olmuştur. Ekonomik gelişmeler ile kurulan şirketlerin büyümesi toplumsal refahı getirmesiyle kıta Avrupa olarak bilim ve tekniği besleyip alanında söz sahibi yapmıştır. İngiliz ve Fransız’lar kadar Almanlar da Avrupa coğrafyasında bilimin gelişmesi ve teknik buluşların üretilip tüm dünyaya pazarlanması dört asır süren büyük çabaların sonucunda olmuştu. İnsanlığın bilimsel birikimini emanet alıp katkıda bulunan Avrupa, iktisadi pratikliği yakalayarak onunla varlığına varlık kattı. Fikirler Tarihi, Büyük Bölünme, The Terrible Beauty gibi kitapların yazarı Peter Watson; Almanların ortaya çıkışı, orta sınıfın yükselişi, Alman geleneğinin sürdürülmesi gibi konularla altı kısım, kırk iki başlıkla “Alman Dehası – Avrupa’nın Üçüncü Rönesans’ı, İkinci Bilim Devrimi ve Yirminci Yüzyıl” kitabında bir milletin karakteristik özelliklerinin bilim ve teknik gelişmelerindeki rolünü anlatmaktadır. 1700’lere gelindiğinde Alman Rönesans’ının katalizede önemli katkısı olan Büyük I. Friedrich Wilhelm, kilise ve okullar yanında Prusya'daki tüm sosyal kurumları harekete geçirerek “Devlet Pietizmi”yle Lutherci ve tüm mezhep papazların en az
Düşünce - Tarih
Alman DehasıPeter Watson · Kronik Kitap · 202430 okunma
Tutumlarımızı değiştiremezsek ve tehlike gerçekse, her şeyi kaybederiz; tutumlarımızı kökünden değiştirebilirsek, buna karşılık tehlike gerçek değilse, hiçbir şey yitirmeyiz. Çünkü küresel ısınma tehlikesine karşı alınacak önlemler, aslında, biraz düşünüldüğünde, her şekilde alınması gereken önlemlerdir: Hava kirliliğini ve bu kirliliğin kamu sağlığı üstündeki zararlı etkilerini azaltmak için; kıtlık ve kıtlıkların yol açacağı toplumsal kargaşa tehlikelerini azaltmak için; petrol bölgelerinin, maden bölgelerinin, aynı şekilde akarsuların denetimi konusunda yaşanan şiddetli çatışmaların önüne geçmek için; ayrıca, insanlığın daha huzurlu bir biçimde ilerlemeyi sürdürebilmesi için.
Sayfa 196·Kitabı okudu
Düşünce - Tarih
Reklam
▲"Değerler" içi boşaltılmış bir sözcüktür ve değişkendir. Maddi konular ile tinsel konular arasında rahatlıkla gidip gelebilir, inanç alanında da, hem ilerlemenin hem de konformizmin; hem manevi özgürlüğün hem de boyun eğmenin eşanlamlısı olabilir.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Düşünce - Tarih
Washington'ın uyguladığı yetke dünya nüfusunun kendisine verdiği bir vekâletten kaynaklanmuyor hiç de. ABD topraklarında bir hukuk hükümeti; dünyanın geri kalanındaysa, tartışma götürür bir meşruiyete sahip bir fiili hükümet.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Düşünce - Tarih
Saddam/Nasır ve meşruiyet
İlk türün temsilcileri düşmana uşaklık eden ustabaşıları olarak görülüyordu; ikincinin temsilcileriyse kanun kaçaklarından başka bir şey değillerdi. İkisi de gerçek bir meşruiyet kazanamadı, bunun nede- ni de birilerinin halkı göz önünde bulundurmadan ve genellikle onun istencine karşı bir yönetim sergilemeleri, ötekilerinse kâh kendilerine düşman olan küresel bağlam nedeniyle, kâh onları bir hükümet seyrinin gerektirdiği kaçınılmaz uzlaşmalardan çok, köktenci muhalefete, öğretisel uzlaşmazlığa ve başka düşünceleri dışlamaya iten siyasal kültürleri yüzünden halkı yönetememeleriydi. Mısırlı, Sudanlı, Cezayirli, Faslı ya da Ürdünlü İslamcıların farkına vardıkları ve Hamas'ın Filistin seçimlerini kazanmasıyla gün ışığına çıkan bir açmaz
Sayfa 130·Kitabı okudu
Düşünce - Tarih
Mısır devlet başkanı 1956'da Süveyş Kanalı'nı ulusallaştırınca, İngilizler, Fransızlar ve İsrailliler karşısındaki mücadeleden siyasal açıdan galip çıkınca ve Müslüman halkların gözbebeği haline gelince, Kardeşler ona açıkça karşı çıkamaz oldular. Ne zaman başkaldırmaya kalksalar, sert bir baskıyla karşılaşıyorlardı, örneğin 1966'da, aralarındaki en parlak entelektüel olan Seyyid Kutub ölüme mahkûm edilip üstünkörü bir mahkemeden sonra asılmıştı; o dönemki Arap kamuoyu buna pek de üzülmemişti, çünkü İslamcıları "gerici monarşiler"le ve kaçıp sığındıkları Batılı ülkelerle bir tutuyordu.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Düşünce - Tarih
Reklam
Reklam