Yas yoluyla özne, kendisini kaybolan nesneden koparabilir, yani kaybını kabullenebilir, oysa melankolide özne, kayıp nesneyle arasındaki narsisistik özdeşleşmede ısrar eder; ne var ki kaygıda, özne nesnenin kaybından doğan tehlikenin kendisine tepki verir. Dolayısıyla kaygı ile melankoli, nesnenin kaybına verilen iki farklı tepkidir, ama paradoksal bir şekilde birbirini tamamlayan iki farklı tepkidir; zira kaygı özneyi nesnenin kaybolmasının doğuracağı bir tehlikeye karşı uyarır, melankoliyse buna bir çözüm olarak ortaya çıkar, özne kayıp nesneyle özdeşleşmede ısrar eder.
Bazen ufacık bir bakışta kırılıyor, önemsiz bir söze öfkeleniyordum. Yaşamı, yaşanmaz kılıyordu bunlar. Maddi manevi bütün sorumluluklarım, karşılığı olmayan uğraşlarım altında eziliyordum. Cesur kararlar alamıyor, her şeyi kabullenip susuyordum. Şiddetli bir çaresizlik halindeydim.
Yutulma, anlaşılmanın (ve böylece, kavranmanın, kapsanmanın), sevilmenin veya, basitçe, görülmenin bile bir risk olarak hissedilmesidir. Diğer sebeplerden dolayı nefret edilmekten korkulabilir, fakat o şekilde nefret edilmek, hissedildiği şekliyle aşk tarafından yutularak yok edilmekten daha az rahatsız edicidir.