Din adamı olmayan kimseler, bizde okuyup yazmışların yaptığı gibi İncil okuyamaz. Bizdekiler, bir kitap görünce hemen içindekileri okurlar, Ermenilerde bu caiz değildir.
Onlarda birisi İncil’i okursa, Patrik tarafından afaroz edilir, onlarca İncil’i (Evangelium) ancak bir rahip okuyabilir.
Ermenice edebiyattan okuduğum ilk kitap. Beyni durmadan cümleler üreten bir gencin aşkına ve Ermeni bir ailenin hayata dair yaklaşımları. Sistemle barışmış, varolmayı bunda bulmuş bir baba, mutfaktan çıkmayan silik bir anne ve başına buyruk kardeşler. Nesil çatışması yaşayanların ruh halleri, düşünceleri iyi yansıtılmış. Durumu değiştirmeyi bilemeyenlerin çaresizlik içindeki saldırganlığı. Ailesinin baskısıyla karşılaşan Sur gençliğin verdiği güven bunalımı ve erkeklik halleriyle çevresine ördüğü duvarın içinde giderek yoğunlaşan bir öfkeyle baş başa kalıyor. Kitapta çok güzel bir metafor var röntgencilik. Acaba izleniyor muyuz? Acaba neden baktı? Sorular yeni sorular doğururken, sürekli izlendiğini düşünen birinin psikolojisi. İki aşığın hikayesine sıkıştırılmış İstanbul manzaraları.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Artık hiçbir şeye hevesi yoktu. Ne istediğini, şu an ne yapmak, ne olmak, nerede olmak istediğini bilmiyordu. Şu sonsuz belirsizliği hissetmemek için, çevresindekilerin konuşmalarına katlanabilmek için, aşınmış muşambaya, ölgün ampule katlanabilmek için tiksintisini bastırdı, canın istemediği şeylerden birini yaptı, bir dikişte bir bardak şarap içti.