Bu evren güçlü, mükemmel nitelikte tek bir varlıktır, öncesi ve sonrası yoktur: o vardı, vardır ve var olacaktır, yani evrensiz bir zaman olmadı, onsuz bir gelecek de olmayacak, senin doğumu ve ölümü olmadığını sandığın hayalindeki Allah gibi. Zaman ve mekân, bu varlığın zorunlu olarak içinde var olduğu iki koşuldur, yani gerek zaman, gerekse mekân evrenin asıl nitelikleridir. Eğer sen, evrenin bir varlık olarak kendi kendine var olmasının ve ortaya çıkmasının olanaksızlığını, onun mutlaka başka bir varlığın iradesiyle oluşmak ve ortaya çıkmak zorunda olduğunu söylüyorsan, bu noktada bir
itirazım olacak sana: Bu başka varlığın ortaya çıkışında, senin bu argümanına göre, üçüncü bir varlığa bağlı olması gerekir ve bu üçüncü varlığın da dördüncü bir varlığa, böylece sonsuza dek uzanan bir varlıklar zinciri söz konusu olacak ve bu zincir hiçbir yerde durmayacaktır. Eğer sen, evrenin yaratıcı etkeni sandığın, hayalindeki öteki varlığın (Allah - ç n ) kudretli olduğunu söylüyorsan, bu, kudretin söz konusu varlık için bir nitelik olabileceğini kabul ettiğin anlamına gelir. O halde, bu kudret, yani bu nitelik, bizim evren dediğimiz gözle görülür varlığa verilsin. Sen kudreti niçin Allah olarak benim sediğin düşsel, farklı bir varlık için kabul ediyorsun da, gözle görülür elle tutulur bu varlıkta olanaklı görmüyorsun? Şimdi kendi düşünceni bir kenara bırak ve beni dinle, çünkü beş duyu organınla bundan daha çoğunu bilemezsin. Şu halde, bu birleşik,
güçlü, mükemmel oluşumun her parçası uzay boşluğundaki gezegenlerden ve yerküreden ya da herhangi başka bir maddeden oluşsa da, tekil anlam da tamamen atom dur, toplam olarak bütün atomlar ise, her şeyi içine alan evrenin birleşik, bütünsel özüdür. Asıl yaratan ve yaratılan evrenin kendisidir. Evrenin atomlardan