Felsefe-Düşünce

4.479 üye · 88 yeni gönderi
Takip
Felsefe ve düşünceler üzerine paylaşımlar.
Stirner'in "ego" diye hatalı ve kasti biçimde aksettirilen Einzige mefhumu, temel nitelikleri ve karakteristikleri olan sabit bir kimlik ya da öznellik biçimi değildir. Tam tersine o, tanımlanamaz ve tüm olumlu reçetelere direnir. O her zaman bir boşluk, bir eksiklik, sürekli akış hâlinde olan bir oluş sürecidir. Stirner bize kendimiz hakkında, yerleşik kavramlara ve kategorilere uyacak hâle getirilemeyen, özneleştirmeye direnen ve bundan kaçan tekillikler olarak yeni bir düşünme yolu sunar.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
"Güçlerini aile, parti, ulus gibi sınırlı topluluklar için harcamayı reddeden kişi, her zaman daha değerli bir topluluğun özlemini çeker ve gerçek sevgi nesnesini belki de 'insan toplumunda ya da 'insanoğlunda' [mankind] bulduğunu düşünür; bundan böyle 'insanlık için yaşar ve insanlığa hizmet eder.” Ancak bu bağlılığın yerleşik kolektif birimlerden daha evrensel, daha az yabancılaştırıcı ve daha eşitlikçi kolektivitelere aktarılması, yalnızca insanların köleleştirilmesinin derinleştirilmesidir. Stirner, insanların uğruna çabaladığı ve fedakârlıkta bulunduğu ideal olarak "ulus"un yerine "insanlık”ın ikame edilmesinin, özgürleşmeye doğru bir hareket değil, yalnızca bireyin boyun eğdirilmesinin daha da sağlamlaştırılması olduğunu söyler. Yeni hürmet nesnesi çok daha sinsice işlemektedir; yine bireyin egemenliğini gasp etmekte, ancak bu gaspı sözde daha “değerli” ve karşı çıkılması daha zor bir dava olarak gizlemektedir: "Toplumun verebilecek, ihsan edebilecek ya da bağışlayabilecek bir benlik olmadığını, ancak kendisinden fayda sağlayabileceğimiz bir araç ya da vasıta olduğunu; toplumsal görevlerimiz olmadığını, yalnızca toplumun bize hizmet etmesi gereken çıkarlarımız olduğunu; topluma hiçbir fedakârlık borcumuz olmadığını, ancak bir şey feda edeceksek bunu kendimiz için feda edeceğimizi sosyalistler düşünmezler, -çünkü onlar liberaller olarak dini ilkeye hapsolmuşlardır ve şimdiye kadar Devlet'in olduğu gibi kutsal bir toplumun peşinde gayretle koşarlar." Dolayısıyla, her türden liberal (komünistler bile), tüm hükümetlerin aynı olduğunu, özlerinin despotizm olduğunu, nihai savaşın egemen gücün kendisine yöneltilmesi gerektiğini kabul etmekte başarısız olmaktadır." Oysa devletin yok edicisi "kendi iradem'den başka bir şey değildir."
Sayfa 111·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Stirner'e göre, komünistler, Biricik olan bireyin yerine her bireyin içindeki "emekçiye" değer vererek, bireye yeni bir "meslek" [vocation], ilham verici bir “çağrı”, başka bir “inanç" dayatır ve ondan bir kez daha "âdem" olmasını ister; daha spesifik olarak, kendini emek yoluyla gerçekleştirebilen “emekçi âdem.”Çağdaş devlet nasıl yurttaş olan bireylerin köleliğine dayanıyorsa, komünistlerin kurmak istediği toplum da emekçi olan tekil bireylerin köleliğine dayanacaktır. Stirner'in proletaryaya yaptığı atıf, işçi sınıfının yerine geleneksel yurttaşlık ahlakına en şüpheli görünen toplumsal kesimleri kapsamaktadır. “Dolandırıcı, fahişe, hırsız, soyguncu ve katil, kumarbaz, mevkisi olmayan beş parasız adam, uçarı adam” hiçbir güvencesi ve bağı olmayan “ahlaksız” kitlelerin örneği olarak Stirner için “kararsız, huzursuz, değişken proletarya'yı oluşturur. Stirner'in proletaryasının kaybedecek hiçbir şeyi yoktur, zincirleri bile.
Sayfa 110·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Stirner birey ve kolektif arasındaki her türlü kalıcı bağı kısıtlayıcı bir "pranga" olarak görürken, bireylerin bağlılık gösterdiği siyasi kolektiflerden özellikle bıkkınlık duyar. Stirner burada, bireyin bağlı olduğu siyasi kolektiflerle ilişkisini ifade eden özbilinç biçimleri olarak zamanının üç baskın ideolojisine işaret eder. Stirner'in eleştirisinin hedefini oluşturan bu ideolojiler liberalizmin üç biçimidir: siyasi, sosyal ve insani. Siyasi liberaller saygı duyulan aidiyet nesnesi/ ideası olarak devleti yüceltir, sosyal liberaller (sosyalistler) toplumu yüceltir, insani liberaller (hümanistler/hümaniteryenler) ise insanlığa yüceltir. Dinin eleştirisini yaparken bile bunun yerine yeni bir insanlık dini kurarlar. Bireyin kölece bağımlılığını ve tabiiyetini yıkmak, onu eşitsizliğinden özgürleştirmek isterler, ancak onu, devletin yerine yücelttikleri topluma ya da insanlığa daha da bağımlı hâle getirirler. Bu kolektiflerin kutsal statüsüne yükseltilmesinde Stirner Hıristiyanlığın ideolojik uzantılarını bulur.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce

Felsefe-Düşünce Konusuna Benzer öneriler

Duygu ve Düşünce41,4bin üye · 1.660 yeni gönderi
Takip
Filistin4.577 üye · 37 yeni gönderi
Takip
Edebiyat & Roman6,8bin üye · 67 yeni gönderi
Takip