“Gerçek” ve “gerçekçilik” lâflarının, gerçek fikir ve idealist insan önünde sadece “zübük” olan ayak takımına düştüğü şartlarda, yine onların “muhtevasız kelime ambalajcılığı” içinde süslü ve ukdeli lâf etme hevesleri cinsinden ama “gerçekçi” saymadıkları(!) bir teşhisle, bu düşüş, Tanzimat devrinden başlar. Teşhisi kendi küsbelikleri içinde tekerlerken, Birdenbire "gerçekçi" olanların, “beraber ıslandık bu yollarda” estetik idrâkinin çıplak gerçeğinde de aynı küsbelik duruyor. Ama sona gelinmiştir. Unutmayın. En sona.
Sayfa 300 - İBDA Yayınları