Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gece düzen güçleri uykudadır. Bürokrasi, askeri okullar, polis, kısacası yaşamımızı düzenleyen tüm güçler uykudadır; sokakta dereyi gezen nöbetçi polis dışında. Askerler de hepimizden önce yatağa girer. Dünyanın bu en baskıcı kurumunun mensupları, en erken yatanlardır aynı zamanda. Aslında tüm totaliter kurumlarda daha doğrusu tüm kurumlarda (tüm kurumlar totaliter değil mi zaten )insan her zaman erken yatmak zorundadır. Yatılı okullarda, manastırlarda, ailede, cezaevlerinde, hastanelerde... Kişinin istediği saati yatma hakkını destekleyen, bu özgürlüğü onay veren hiçbir kurum tanımıyorum. Aşk(?) üzerine kurulu olan ve iki kişinin iradesiyle gerçekleşen evlilik kurumunda bile, çiftler yatağı aynı saatte girmezlerse, bir daha geç yatar, eceyi daha fazla yaşarsa, sorunlar çıkmakta gecikmez. Kurum her zaman "geç" yatan suçlar erken yatanı değil. Avrupa feodal toplumunda tüm kent sakinleri mumlarını aynı saatte söndürmek zorundadırlar; bayramlar dışında. Düzen ve baskı güçlerinin doğal yapısı, her zaman belirli bir uyku saatini zorunlu kılar. Bu belirli saatin erken bir saat olması da yine onların doğal yapısındandır