"Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa; bu aşk değil hoşlanmaktır.
Ellerinizi ondan çekemiyor, sürekli dokunmak, sarılmak istiyorsanız; bu aşk değil arzulamaktır.
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız; bu aşk değil yalnızlıktır.
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız; bu aşk değil sadakattir.
Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız; bu aşk değil kendine güvensizliktir.
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız; bu aşk değil acımaktır.
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız; bu aşk değil arkadaşlıktır.
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız; bu aşk değil koca bir yalandır.
Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız; bu aşk değil yardımseverliktir.
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa; işte bu aşktır.
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız; işte bu aşktır.
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız; işte bu aşktır.
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız; işte bu aşktır."
Günümüzde aşklar ve sevdalar insanları özünden uzaklaştırdı, değerlerimize ters düşürdü ve aileden koparmaya başladı.
Aşk, duyguların efendisiyken bedenin günahlarına kurban edildi. Hálbuki aşk insanı temizleyen, arındıran ve yücelten esrarengiz bir histi. Gönlüne girdiği kişiyi günahlardan uzaklaştıran, secdeyle buluşturan ve Allah'a kavuşturan manevi bir haz ve lezzet iksiriydi.
Uğrunda çarpışılacak
tek bir şey vardır;
tüm becerilerinizi,
tüm felsefe ve inançlarınızı,
tüm ince sözlerinizi
yüce davranışlarınızı
bir kül yığınına çevirecek,
gölgede bırakacak
tek bir şey vardır:
Gerçek aşk.