Kadının özgürleşmesi, kurtuluşu, toplumun nerede olduğunu da gösterir. Sizin işçi kadınlarınızı görüyorum sokakta kocalarıyla birlikte. Suskun ve çekingenler. Kimileriyle de konuşuyorum. Hem işyerinde, hem akşam eve döndüklerinde bütün ev işini de kendilerinin yuklendiklerini söylüyorlar. Bu çok yıpratıcı ve sömürücü bir şey. Düşünün, iki insan aynı yerde aynı koşullar içinde ekmek parası kazanıyorlar, sonra birlikte eve döndüklerinde erkeğin işi bitmiş sayılıyor, kadın yeniden evdeki işleri sürdürüyor. Bu dünyanın pek çok yerinde böyle. Ben bu açıdan kaç yıldır erkek olayına da bakarken, kadının özgürleşmesi için onların da çok şeyi göze alması gerektiğini anlamış bulunuyorum. Bu özgürlük, kadınların; cinsellikten siyasal bakışa, çalışma hayatındaki haklardan çocuk büyütmeye, özgür evlilikten babasız çocuk sahibi olmaya değin her noktada vermesi gereken bir savaştır. Kadın erkek ilişkisinin şimdiye kadar yürürlükteki koşulları değişmezse, erkeği ben her şeyi sömürmeye hazır, yapışkan bir balık gibi görüyorum. Üstelik geri kalmış ülkelerin kadını daha da acınası bir durumda...
Sayfa 124 - Yapı Kredi Yayınları