Ahhh Goriot Baba sen nasıl iyi kalpliydin, kendinden önce çocuklarını düşünen, onların mutluluğunu kendi mutluluğundan önceleyen,onların eline diken batsa sabaha kadar uyumayan iyi kalpli bir babaydın ama maalesef ki senin kızların senin değerini hiçbir zaman bilemediler sadece kendilerini düşünen, kibirli ve ahmak kızlar oldular. Senin onlar için yaptığın fedakarlıkları görmediler ve bunu sanki yapmak zorundaymışsın gibi düşündüler. Ama sen son nefesine kadar onların iyiliğini düşündün. Onlar senin mezarına bile gelmedi. Sana son görevlerini bile yerine getirmediler. "Soylu ruhlar bu dünyada uzun süre kalamaz." O kadar doğru ki bu dünyanın vefasızlığına sevdiklerinin acımasızlığına nasıl dayansınlar ki.
Bu sözünden o kadar çok etkilendim ki ""Babalar ayaklar altında çiğnenirse vatan mahvolur."
Âh Goriot Baba her zaman kalbimin bir yerinde olacaksın:(
Kitabın sonuç bölümü göz yaşlarımı tutmama engel oldu. Uzun zamandır aglayamamis olmama karşın goriot babanın hüzünlü akıbeti beni ağlatmaya yetti. Derinden etkilendim, 18. Yy'da yazılmış olmasına rağmen günümüzde yaşanan bir çok olay ile olan bağlantısı ve benzerliği beni insanoglunun değişebilecek ve gelisebilecek bir yaratık olduğu inancindan oldukça uzaklaştırdı. Bu romanda en çok merak ettiğim ve üzerinde durdugum karakter ise rastignac oldu, araştırmalarım üzre rastignacin geleceği ve karakter değişimi beni oldukça şaşırtti. Goriot babanın hazin sonundan itibaren karakter büyük bir değişime uğruyor. Kitabın sonunda söylediği son sözden sonra tekrar Paris sosyetesinin içine karışıyor ve yükselme, tırmanma hedeflerine daha sıkı bağlanıp Madame de nucingen ve kocası ile iliskilerini ilerletiyor, yüksek mertebelere ulaşıp bakanlığa kadar yükselen bir kariyer çiziyor hayatında. Şok oldugum bir olay da; rastignac'in Madame de nucingen'in tek varisi olan kiziyla evlenmesi ve zamanında metresi olduğu kadinin damadı olmasi. Balzac bu olayların hepsini çeşitli romanlarında bagdastirmis ve zekasının örneğini bize göstermiş.