Azerbaycan tv kanalında hava durumunu sunan spikerin sunumun sonunda söylediği "verdiğim malumatlara da yani o keder de inanmayın, çünkü yer o'nun gög o'nun; allah, özü biler. burnuyuz girmeyen yere de başuyızı sokmayın, Allah'ın meslahatına şükür." cümleleri türk milletinin iklime, takvime, hava olaylarına bakışını özetleyecek mahiyettedir. bu ifadeler, dünyaya ve ona dair her şeye yaygın sabiteler üzerinden bakan yeni nesiller için şaşırtıcı olsa gerek...
Nisan yağmurları, edebiyatta da kendisine geniş yer bulmuştur. Meselâ Nâfi bir beytinde şöyle der:
Biri ağlamayınca bir gülmez âdet-i cârî
Zemînin rûyı gülmez ebr-i nîsân olmasa giryân
Yani; adet olduğu üzere biri ağlamayınca birisinin gülmediği gibi, Nisan bulutları da ağlamazsa (yağmazsa) yeryüzü de gülmez, bolluk bereket olmaz.
bulmuştur.
•Karıncalar, yağmur yağmadan evvel yuvayı yükseltirler, yuvanın önünü toprakla kapatırlar.
•Sarı arı çok olursa kış sert geçer.
•Fırtına çıkmadan evvel köpekler ulumaya başlar.
Akrepler, nemli havalarda toprağın altından dışarıya çıkmaz. Gece yarısı akrep görülürse ertesi gün kuru poyraz eseceğini gösterir. Yılanlar, kış aylarında yuvalara çekilir, baharda yuvadan çıkmaya başlarlar.
Baharda çok yılan görülürse yaz aylarında havanın çok sıcak geçeceğine işaret eder.
• Kurbağaların çok vıraklaması ve sulardan çıkıp yollarda gezmeye başlaması, baharın geldiğine işaret eder.
Yengeçler, yollara çıkıp gezmeye başlarsa birkaç saat içinde şiddetli yağmur yağacağına işarettir.
•Dağlarda küme küme örümcek yuvaları görülürse kışın zor geçeceğine işarettir.
Eşeğin soğuk havada gece yarısı anırması, en geç sabaha şiddetli kar yağışının olacağını gösterir.
Yörükler, Miladi Ağustos ayının 14'ünden bazıları da 17'sinden başlatarak bulutların ilk çıktığı yeri gözlemlerler. Her gün, bir ayın hava durumunu tahminde bulunarak bir yıllık hava durumunu kestirmeye çalışırlar...