Aslında kitap Harem üzerindeki olumsuz düşünceleri gidermeye ve yanlışları düzeltmeye dönük yazılmış. Fazla savunmacı buldum. Yazıldığı döneme bakılırsa oldukça cesur bir iş olmuş ve Murat Bardakçı tarafından da tenkit edilmiş ki anladığım kadarıyla M. Bardakçı yanlış yerden girmiş konuya.. Ki belgeler karşısında sadece sessiz kalması beklenir. Benim elimdeki baskı 5, yıl 2000. En azından ben Harem'in zaten bir eğlence yeri olmadığının farkındayım. Büyük bir okuldur. Sadece padişahın eşlerinden oluşmaz. Yıl 1996'da bu biliniyor muydu yoksa Ahmed Akgündüz'den sonra mi bu algı kırıldı bilmiyorum ama büyük bir emek verdiği ve katkısının olduğu kesin.. İyi okumalar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devlet işleri ile ilgilenmeyen, devamlı korumaları ile gezip din adamlarına büyük saygı gösteren, utangaç bir mizaha sahip olan Şah Hüseyin zamanının çoğunu haremde (*) geçiriyordu. Fanatik bir müslüman olduğu için diğer dinlere hiç tahammülü yoktu. Bir keresinde Volinsky'nin İsfahan'daki hamamında yıkandığını öğrenen Şah, bu hamamı yıkıp yeniden yapmalarını emretmişti.
(*) Şah, bir keresinde İsfahan'dan Kaşan'a gidişinde haremini de beraberinde götürmüş. 200 hadımın hizmet ettiği haremindeki kadınları her devede iki kadın olmak üzere 525 deve taşımış...
Her şey terakki edecek, yani değişecek, mutlaka eskiye benzemeyecektir. Fakat bir şartla... O şart da intizam... Evet her şey değişecek. Fakat tedricen!..
Ben büyükbabamın hayatını sevemem. O, görmedim ama, mutlaka bağdaş kuruyor, elinde yemek yiyordu. Çünkü hala Fatih'teki amcalarımın evinde yemek 'sini'de yeniyor. ben Şevval yemem ben çabuk içemem Ben şalvar giyemem. Ben çubuk içemem. Ben enfiye çekemem. Ama maymunluktan da nefret ederim. Frenkleri, Avrupalıları taklit! Dikkat olunursa bu ne çirkin şey... Frenklerin reveranslarını, adab-ı muaşeret dedikleri adaletlerini mihaniki, gayr-ı meş'ur bir gayretle yapmaya çalışmak... Ne feci angarya...