"Savaş yılları, bütün ülkelerdeki insanları duygular açısından normal zamanlara oranla daha yüksek düzeyde ve daha şiddetli yoğunlaşmalara alıştırdı. Savaşlar, serinkanlılıkla sürdürülemez. Bu nedenle dört yıllık bir dünya savaşını, korkunç uzunlukta bir savaşı sonuna kadar götürebilmek için duyguları tutkuların şiddetinde, olağanüstü bir yoğunluk düzeyine getirmek zorunluydu. Nefret, öfke gibi içgüdülerin bütün devletlerde sürekli körüklenmesi gerekiyordu... Nefret, öfke, savaşma isteği, yapıları gereği kısa süreli coşkulardır; bu kısa süreli durumu yapay biçimde uzatabilmek için adına propaganda denen o korkunç bilimin bulunması gerekliydi.
Kavram Yayınları:73, Kavram Yeryüzü Şairleri 16,
Birinci Basım: Ekim 1995
"Nice kentler gördüm, alevlerin kurbanıydılar,
Zamanlar, vahşet üzerine vahşet getiriyordu,
Ve toprak olmuş nice ırklar,
Hepsi de günün birinde unutuluyordu.
Tanrılar gördüm, bir gecede yıkıldılar,
En kutsal çalgılar bile paramparçaydı,
Ve çürümelerden geriye kalanlar,
Yeni bir hayatla güne başlıyorlardı.
Yeni bir güne başlayıp, yeniden ölüyorlardı,
Hep aynı tragedyaydı sahnelenen,
Hem oynanan, hem de anlaşılandı,
Ve deliliğin karanlığından farksız acıları,
Güzelliğin kadife görkemini
Gülümseyen bir diken tarlası gibi sarmaktaydı."
Georg Trakl
Kavram Yayınları:73, Kavram Yeryüzü Şairleri 16,
Birinci Basım: Ekim 1995
"Biliyor musunuz,?" diye devam etti, "ben harpten çok korkarım. Kazansan da kaybetsen de milleti yorar, memleketi sefalete düşürür, feci bir şeydir harp.
≈≈≈
"Sonra harp hiç de öyle dışardan göründüğü gibi değildir.Harbe gidenlerin çoğu,emir aldığı için döğüşür.Hakikatten ne yaptığını,niye orada olduğunu bilen çok azdır."
≈≈≈
Sayfa 141 - Nesil Matbaacılık, 36.Baskı ,Mart 2008