"– Bakınız, kollarımızın arasında hasta, çok ağır hasta bir adam var. Hasta adamın yaşamasını hepimiz istiyoruz. Ben de, emin olunuz, sizin kadar onun yaşamasını istiyorum. Ancak ansızın kollarımızda ölüvermesi, bir Avrupa harbine sebep olabilir. Bu karışıklık esnasında İngiltere, İstanbul'a yerleşmek isterse, buna göz yummayacağımızı şimdiden açıkça söyleyebilirim. Ben de İstanbul'u işgal etmeyi düşünüyorum. Fikirlerimi İngiltere'ye bildiriniz!"
9 Ocak 1833
Çar I. Nikola
Osmanlı Devleti, Fatih devrine kadar, idaresinde Oğuzları kullanarak büyük muvaffakiyetler kazandı. Fakat bu zamandan itibaren Türkmen aileleri iş başından uzaklaştırıldı. Yerlerine Hristiyan, Yahudi dönmesi ve Oğuz olmayan Müslümanlar geçirildi. Devletin idaresi kapı kullarının eline düştü. Bunlar Anadolu'nun ıstırabını duymuyorlardı. Fatih'in sadrazamı Rum Mehmet Paşa Konya köylülerinin kanını, Moğol ve Tatarlardan aşağı kalmayacak şekilde dökmekten çekinmedi. Hırvat Kuyucu Murat Paşa binlerce Oğuz'u mahvetti. Halk devletten nefret etmeye başladı. Siyasi ve dini hareketler, Celâlî isyanı ile hükümete karşı geldi. Bunun önüne geçmek için Anadolu halkını yurdundan çok ötelere zapta gönderdiler. Yeniçeriler merkeze ve dolayısıyla bütün Osmanlı İmparatorluğu'na hakim oldular. Halbuki zaferler, birkaç yüz bin kişilik orduyu teşkil eden Oğuzlar tarafından, tımarlı sipahiler tarafından elde edilmişti. Gittikçe sipahiler azaldı. Köleler, mikroplar Osmanlı İmparatorluğu'nun vücudunu sardılar, onu bir "hasta adam" yaptılar ve ölüm döşeğine yatırdılar.
Sayfa 41 - Dergah Yayınları, 14. Baskı, Ekim 2017·Kitabı okudu