"'... hiçbir şey arzulamaz, çünkü o an bütün arzuların üzerindedir, çünkü her şey yanı başındadır, çünkü istediği her şeye fazlasıyla sahiptir, çünkü o kendi yaşamının sanatçısıdır ve eserine her an canının istediği süsü ekleyebilir. O masalsı, düşsel dünya da öyle kolay, öyle doğallıkla ortaya çıkar ki! Sanki bütün bunlar serap değil de gerçektir! Cidden bazen bir anlığına da olsa bütün bu yaşamın duygusal kabarışlar, yanılsama, bir algı çarpılması değil, basbayağı gerçek, hakiki, canlı olduğuna inanmaya hazırdır!'"
Bu arada ruh başka bir şey diler ve ister. Hayalperest boşuna külü eşeler gibi eski hayallerini karıştırır, üfleyip alevlendirmek, canlandırılmış o ateşle soğumuş yüreğini ısıtmak ve eskiden ruhuna dokunacak, kanını kaynatacak, gözünden yaşlar akıtacak ve sizi öylesine mükemmel biçimde kandıracak kadar sevgili o şeyi bulmak ve yüreğindeki her şeyi diriltmek için o külde bir kıvılcım arar.
Uzatmaya gerek yok. Bir hayalperest ve tuzağında düştüğü bir aşk hikayesi.. Ana karakterimiz sevmişti, ama yaptığı bir hata vardı: Hayal kurmak. Maalesef ki aşk, hayalperestliği pek kabul etmiyor çünkü aşk gerçekleri seviyor.
Hayalperest, küle dönmüş eski hayallerinden onu tekrar harlayacak, donmuş yüreğini yepyeni bir ateşle yeniden tutuşturacak hiç değilse ufak bir kıvılcım bulmak için közleri beyhude didikler durur; tek isteği, eskiden onu sevindiren, can veren, onun kanını kaynatan, gözlerinden yaşları söküp alan ve ihtişamıyla onu aldatan ne varsa yeniden ortaya çıkarabilmektir!