Önce her şey bir toz bulutuydu. :)
Ne kadar tanıdık geliyor değil mi ? Elbette bu ifade, karşı tarafın bir konuyu tüm detaylarıyla kavraması adına günümüzde muzipçe kullanılan bir kalıp.
Ancak söz insanlık tarihinden açıldığında, bu başlangıcın önemini göz ardı etmek mümkün değil. Hayvanlardan Tanrılara Sapiens; evren, dünya ve insan hakkında sorulan tüm soruları cevaplamaya tam da bu noktadan başlatıyor.
Kitabının başında dünyanın gelişiminin önce fizik, ardından kimya ve en sonunda biyoloji etrafında şekillendirerek başlayan kitap. Evrime temas etmeden de geçmiyor. Kitapta insanın gelişimi; “Bilişsel Devrim”, “Tarım Devrimi” ve “Bilimsel Devrim” olmak üzere üç temel başlık altında inceleniyor.
Dinlerden yönetim biçimlerine, toplumsal katmanlardan, geçim kaynaklarına, göçlerden, savaşlara kadar insan gelişimini ruh dünyasını ustaca ele alıyor. İnsan piskolojisinin sonuçlarını tüm çıplaklığı anlatan yazar adeta bir öğretmen gibi insan ilişkilerini öğrenmemizide sağlıyor.
Karıncalar ve arılar da çok büyük gruplar halinde çalışabilirler, ancak bunu yalnızca çok katı bir şekilde ve sadece akrabalarıyla yaparlar. Kurtlar ve şempanzeler, karıncalardan çok daha esnek biçimde işbirliği yaparlar ama onlar da sadece yakından yakına tanıdıkları az sayıdaki üyeyle yapabilirler bunu. Sapiens ise sonsuz sayıda yabancıyla çok esnek bir şekilde işbirliği yapabilir. " İşte bu yüzden Sapiens dünyayı yönetirken, karıncalar bizim artıklarımızla beslenir ve şempanzeler de araştırma laboratuvarlarında ve hayvanat bahçelerinde kafes altındadır. "
Atalarımızın doğayla uyum içinde yaşadığını iddia eden doğaseverlere inanmayın. Sanayi Devrimi'nden çok önce Homo Sapiens en çok bitki ve hayvan çeşidini ortadan kaldıran tür olma rekorunu elinde tutuyordu. Biyoloji tarihindeki en ölümcül tür olmak gibi şaibeli bir özelliğimiz var.