Bizi hapsettikleri camilerde bağdaş kurmuş, ellerimizi hacet dergâhına açmış, kendimizden geçmiş, dua ediyoruz: “Yârabbi, bu vatanı kâfirlerden kurtar! Yârabbi her gün biraz daha sukût eden ahlâkî çöküşümüzü önle! Yârabbi, gençliğimize Senin ve Sevgili’nin aşkını iihâm et! Yârabbi, asırlardır geçit resimleri bitmeyen Batı taklitçisi sahte kahramanların foyasını meydana çıkar! Yârabbi, Sevgili’nin ümmetine hikmet ve hareket, ilim ve eşyaya hâkimiyet ihsân eyle!”...
Bu duâyı edip ondaki dileklerden hiçbirinde hisse sahibi olmaksızın, cami kapılarında pabuç giymek ve sonra kalabalığa karışmak kadar denî ve şenî bir eda tasavvur edilemez!.. Sen, Allah’tan istediklerinin hangisi üzerinde bir hamle ve teşebbüs sahibisin ki, bu azîz duâyı ağzına alabilmek cesaretini gösteriyorsun?
Vâridât: El ve Duâ, ″DUÂYI İCRADA ARA!″ başlıklı 25 Nisan bölümü, İBDA Yayınları